Gölbaşı :
z     z
14 Kasım 2011, 13:51
pPaylaş : Google PlusGoogle Plus    FacebookFaceBook    TwitterTwitter  
  s   Ferruh SİDAR

Atatük' Sevmek ya da sevmemek...

Atatük' Sevmek ya da sevmemek...

ATATÜRK’Ü SEVMEK YA DA SEVMEMEK

 

  Neredeyse tamamına yakını, ya satın alındı ya da farklı yöntemlerle yandaş yapıldı. Tiksinti veren programları dayatarak yozlaşmanın doruklarına tırmanan zehirli haz salya salya dökülüyor ekranlardan. Ve satır satır lekeliyor gazete sayfalarını.Dinlenip dinlenip İnönü’ye; aslında o’nun kimliğinde Atatürk’e yapılan saldırıların ardı arkası kesilmiyor bir türlü. Ellerindeki güç ve halkın umursamazlığıyla coşan birçok densizin doğrudan Atatürk’e yöneldiğine tanıklık ediyoruz son zamanlarda.

  Aynı saatlerde kimi kanallarda Atatürk’ün yönetim biçimi çekiştirilirken kimilerinde de ahlâkının sorgulandığını izliyoruz peş peşe. Atatürk’ün ahlâkı, daha doğrusu ahlâksızlığı konusunda örnekler sıralanıyor pervasızca! Geçmiş dönemlerde “dinsiz bir ayyaş” olduğu vurgulanıyordu sık sık.

 

  Bu günlerde ise; manevi kızı olan Afet İnan’la aşk yaşadığı, Fransız Büyükelçisinin kızını ayarttığı, Fikriye hanımı kullandığı ve işi bittiğinde (intihar süsü verilse de) kendisinin öldürdüğü, sabahlara kadar çalıştığı için değil de korkak biri olduğu için ışıklarının sürekli yandığı, kadınlarla sarmaş dolaş dans ederken yerlere yuvarlandığı, suçsuz din adamlarını idam ettirdiği gibi şeyler dillendiriliyor...

 

   Atatürk karşıtlarının yüreklerinde, külün ateşi barındırdığı gibi sakladıkları kin, nefret ve tutarsızlığın ana kaynağı, adeta kilitlenmiş bulunan genetik yapılarıdır elbette. Çünkü o’nun devrimlerine karşı çıkanlar buharlaşıp yok olmadılar o yıllarda. Neslini sürdürecek olan çocuklarının kulaklarına yalnızca isim değil, duygu ve düşüncelerini de seslediler ve onların gelişip serpilmesini dilekleri yönde gerçekleştirdiler.

   Ne var ki, yaşam denen gerçeklik “evrim,” dediğimiz ileriye yönelik süreç çürümüş tüm değerleri silip atar bünyesinden.  Bilinçaltı direktiflerin gölgesinde yaşanılan gerçeklik rahatsız eder insanları…  Saldırganlar, bu günkü konumlarını ve varlıklarını, her gün küfrettikleri insanlara borçlu olduğunu bilmiyor değil ki. Ellerinde kılıç, beyaz çarşaflar içinde havada uçuşan ruhların Çanakkale Savaşını kazandığını söyleseler de, (tüm dünyanın Çanakkale Kahramanı ilân ettiği) Atatürk’ün neler yaptığını ve o’nun “korkak” olmadığını da biliyorlar. Henüz tek başınayken apoletini söküp, Osmanlı Padişahına kafa tutan birini “korkak” göstermenin bozuk yapılarından kaynaklandığını da sızılar halinde hissediyorlardır eminim.

    Çok partili yaşamın önünü açarak, o günden bu güne iktidar olmalarını sağlayan birine saldırırken, tarikatları eski konumuna getiren siyasi liderlerine tapınmaları ve o’na toz kondurmamaları anlaşılır bir şeydir kuşkusuz. Uçkuruna düşkünlüğü yüzünden üç aileyi yıkmış olması ve nasıl bir diktatör olduğu da onlar açısından önemsizdir… 

    Hayır, tatmin olmuş değiller henüz. Cumhuriyet’i ve onun kurumlarını kuşatıp diledikleri gibi kullanıyor olsalar da; tüm yaşam bir çift dudağın hareketiyle şekillense de yeterli değil onlar için. Atatürk’ün “hain” diye nitelediği kişileri kahraman ilân etmeleri ve kimilerinin de heykelini dikmeleri kinlerini köreltmiyor. Dini liderlerinden birinin: “sakın içinizdeki kini ve nefretti küllendirmeyin, onları sımsıcak saklayın,” diye; hırsından ağlayarak verdiği “vaaz”lar henüz yeni sayılır…

    Dönüşmeleri için zamana gereksinimleri var. Doğuştan gelen bilgilerinin yanında, serpilip geliştikleri ortamlardan elde ettikleri bilginin kıskacından sıyrılmaları kolay değil. Elbette, bunu kendileri başaracak; sürecin hızlı veya yavaş olması ise kendilerine bağlı. 15 yıl öncesine kadar öykünmüş bulundukları ülkelerin durumu her haliyle ortada. Başları taçlandığı için gerçekleri de anlamış görünüyorlar; çağdaş düşünceden henüz uzak olsalar da, çağdaş giyinip çağdaş yaşamı yeğledikleri de su götürmez bir gerçek.

    Benim, “Post-Muhafazakâr,” diye nitelediğim zihniyetin şarlatanları; özellikle, karı-koca gazeteciler gibi, “yeni sürüm” olan türleri “Kıyafet Devrimi”ni eleştirse de birinin fes, diğerinin de kara çarşaf kullanmaması elbette çelişkidir, iki yüzlülüktür. Ama kimilerinin çıkarı, kimilerinin de genetik yapısı bu çelişkinin kırılmasına şimdilik olanak vermiyor… "Tek rüyam kaldı, o da demokrasi,” diyordu Atatürk.

    Denese de, bu hayalini gerçekleştiremeden çekip gitti bu dünyadan. Bunca yıl geçti; o, aptalca eleştiriliyor olsa da gerçekleştirilmiş değil bu rejim. Dünyada demokrasi sıralamasındaki listede adımız yok. Hibrit denilen (karışık) yönetimlerde ise 98. sıradayız…

   

   Ulu Önder’in bıraktığı iz çağları aştı. İnsanlık tarihinde hiçbir lider hakkında bin kitap yazılmış değil, hâlâ da araştırılıp yazılıyor, dünyanın en saygın üniversitelerinin belirlediği 11 adet ölçüte uyan başka lider yok. İnsanlık tarihinin en çileli döneminde “yüzyılın lideri” seçilen yine o… 

    Bizim nankörlüğümüz, o’nun tarihte edinmiş olduğu yeri “toz” parçası kadar etkilemez. Dahası hiç birimiz olmasak ta, bu ülke bin parçaya bölünse de o’nun değeri tüm dünya ve tarih açısından silinmeyecek konumdadır.

     Bu nedenle yukarıda yaptığım tespit Atatürk’ü savunmaya yönelik değildir; bu kimsenin haddi de değildir zaten. O’nu sevmek ya da sevmemek önemsizdir; “beni anlayın yeter,” demişti. O, artık, tüm dünyayı aydınlatan bir ışık.

      Yalnızca ülkesi için değil, tüm insanlık için açtığı yol karartılamayacak kadar aydınlıktır. O’nun ışığı deprem paralarıyla yapılan “duble” yollardaki armatürlerin ışığına benzemez, çamur atılsa da lekelenmez türden; güneş ışığı gibidir… 13.11.211

 

neriman ~ 21 Kasım 2011, 17:30

GÖLBAŞI BELEDİYESİNİN 10 KASIM İÇİN HAZIRLATTIĞI AFİŞLERİ BİLBORDLARDA GÖRDÜM. ATATÜRK ÜN FOTOĞRAFININ YANINDA: ATAM....DİYE BAŞLAYAN YAZI VAR. BENİM BİLDİĞİM TÜRK KELİMESİNDEN BU ÜLKEYİ VE TÜRKLERİ SEVMEYENLER RAHATSIZ OLUYOR. SON ZAMANDA BUNU DAHA ÇOK YAŞIYORUZ. MİLLİYETÇİ OLAN GÖLBAŞI BELEDİYESİ BAŞKANI BU AFİŞİ GÖRMÜYORMU. ATAMIZ DİYE YAZANA KADAR ATATÜRKÜMÜZ DESE NE OLURDU, NE KAYBEDERKİ.. ATAM YAZARAK TÜRK KELİMESİ ORTADA YOK. BU AFİŞLERİ HAZIRLAYANLARIN BÖYLE BİR DERDİ YOK BELLİ Kİ HANGİ ATASINI ANDIĞI RESİM OLMASA HİÇ BELLİ OLMAYACAK

Hakan KOCAER ~ 19 Kasım 2011, 14:38

Sevgili Ferruh abi, iyiki varsın, eline , yüreğine sağlık, yazıının her kelimesine katılıyorum, duygularımıza tercuman olmuşsun, senin gibi değerli büyüklerimizi tanıyor olmanın gururu yaşıyorum.\r\nsaygılarımla...

Serdar Bolat ~ 14 Kasım 2011, 16:09

BUGÜN MİLLİ GAZETE DE MANŞETTEN VERDİ. BU PRODETÖRLER KİMİ GÖZETLEYECEK...TÜRKİYE BBG EVİ GİBİ ABD TARAFINDAN MI GÖZLENECEK...BU KARAR NEDEN...\r\n\r\n\r\nDavutoğlu\\\'nun bu açıklaması gerçek dışı.\r\n \r\nHer şeyden önce, predatorlar, Türkiye\\\'ye verilmiyor, bunlar ABD Hava Kuvvetleri Nevada Keşif Filosu\\\'na ait.\r\nABD hukukuna göre, bunlara Amerikalı olmayanların kumanda etmesi mümkün değil.\r\n \r\nPredatorların uçuş rotası Nevada\\\'da kararlaştırılacak ve kalkıştan önce kumanda Nevada\\\'ya geçecek, görüntüler Nevada\\\'ya gidecek, orada incelendiklten sonra Ankara\\\'daki Amerikan bürosu ODS\\\'ye gelecek, ODS ordumuzun görmesini istemediği görüntüleri sansür ederek bize verecek. Yani anında görüntü paylaşma yok. \r\n \r\nSüper Amerikancı Taraf gaz tenekesi bile işin doğrusunu yazdı.\r\n \r\nRotayı Amerikalılar belirlediğine göre, ordumuza ait görüntüleri de PKK\\\'ya verebilirler.\r\nYani istedikleri görüntüleri bize, istediklerini de PKK\\\'ya verecekler.\r\n \r\nBakan Davutoğlu ağzından kaçırdı:\r\n\\\"ABD\\\'nin Irak\\\'tan çekilmesi bağlamında Predatorların kullanımının devamının sağlanması yönündeki bizim talebimizdir\\\"\r\n \r\nAnahtar kelimeler: Predatorların kullanımının devamının sağlanması \r\nTercümesi:\r\nPredatorlar Irak\\\'taki Amerikan işgal güçleri tarafından Irak\\\'taki Amerikan üslerinden havalanıp ne görev yapıyorlarsa, Amerikan işgal güçleri Irak\\\'tan çekildikten sonra da İncirlik Üssü\\\'nü kullanarak aynı görevi yapmaya yapmaya devam edecekler.\r\n \r\nIrak\\\'taki Amerikan işgal güçleri Predatorları şimdiye kadar PKK\\\'ya karşı mı kullanıyorlardı?\r\nNe münasebet. Barzani\\\'yi korumak için kullanıyorlardı. \r\nÇekiç güç görevini şimdi predatorlar yapacak.\r\n \r\nPredatorlar sadece keşif uçağı değil. ABD\\\'nin yargısız infaz aracı.\r\nFüzeleri ile her türlü bombalama ve suikast işlerini yapabiliyor.\r\nMuammer Kaddafi\\\'nin öldürülmesinde predatorlar baş roldeydi.

Serdar Çelebi ~ 14 Kasım 2011, 13:58

HANGİSİ DAHA KOYUN....\r\n\r\nA-ÇOBANIN GÜTTÜĞÜMÜ\r\nB-İKTİDARIN ÜRKÜTTÜĞÜMÜ\r\nC-GÖRÜPTE SUSANLARMI\r\nD-GÖRÜPTE İÇİNDEKİ NEFRETİ KUSANLARMI\r\nE- SUSUP PASTADAN PAYINI ALANLARMI\r\nF- SUSMAYIP AVCUNU YALAYANLARMI

yorum
*Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görecektir. *Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görmeyecektir.
5 + 1 =  *Gerekli | İşlem Sonucunu Kutuya Yazınız.