Gölbaşı :
z     z
14 Ocak 2012, 23:41
pPaylaş : Google PlusGoogle Plus    FacebookFaceBook    TwitterTwitter  
  s   Ferruh SİDAR

NİCOLAS SARKOZY

NİCOLAS SARKOZY

   6 Mayıs 2007 de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmadan önce, 2006 yılının sonlarında yayımladığı “İtiraflarım,” adlı kitabı Fransa’da çok satanlar listesindeydi Sarkozy’nin. Çoğu Fransız otoritenin; o’nun demagoji ustası (lafebesi) olduğuve politik çıkarları için halkın özgürlüklerini geri plana atacağı yönündeki görüşlerini doğrular nitelikteki bu kitap, Sarkozy’nin söylem ve eylemlerindekifarklılıkları satır aralarından yansıtıyor bize.  İlginç bir savunma metninden farksız olan bu yapıtında aydın hassasiyeti yok Sarkozy’nin, koyu bir “taraf” olarak çıkıyor karşımıza ve engin görüşlü biri olduğunu vurgulamaya çalışıyor aptalca.Dramatik yaşam öyküsünün flaşlarını her fırsatta patlatarak İçişleri Bakanlığı sırasında “ayak takımı,” dediği kitlelerin yüreğine inmeye çalışıyor. Varoşlardaki isyan nedeniyle sergilediği tutumunu, o bölgelerin birinde yaşayan zenci birbabanın gözyaşlarına ortak olup, kendinin de ağladığını belirterek yumuşatmaya çalışıyor. Bütçeden Sorumlu Bakan olduğu sırada, yoksul kesime ayrılan eğitim miktarının kısıtlanması yönündeki çabalarını unutarak:  “ Herşey beni siyasete girmekten alıkoyacak nitelikteydi; ne ilişkilerim, neservetim vardı, ne de memurdum. Benim yerimde kim olsa yabancı bir soyadıyladikkatleri üzerine toplayamayıp, bütünlüğün içinde kaybolacağına inanırdı.Yalta’nın paylaşımından sonra, Macaristan’dan gelmiş olan babamdan birincikuşak, babası Selanik kökenli bir Yahudi olan annemden ikinci kuşak göçmenim,” diyerekincittiği kesime, kuşkusuz “oy” için göndermede bulunuyor; şimdilerde “Ermeni Soykırım Tasarısı”nın altında yatan asıl gerekçe gibi…

 

Babasının bir başka kadın için evlerini terk ettiğinde Sarkozy henüz on yaşındaydı. Babasevgisinden uzak, varoşlardaki zor yaşam şartları ve göçmen kökeni o’na, kendi deyişiyle mücadele hırsı kazandırmış. Sık sık akıllı ve hırslı biri olduğunu vurguluyor olsa da sıradan bir devlet lisesini bitirememiş. Üst üste sınıfta kalması nedeniyle Katolik Lisesine giderek oradan mezun olmuş. Daha sonra Institut d’Etudes Politiques de Paris’e devam etmiş, ancak başarılı olamamış.İlerleyen yıllarda Hukuk Fakültesini bitirerek avukat olmayı başarabilmiş.

 

Sağcı ve koyu bir muhafazakâr olan Sarkozy l982 de evlendi, l984 te Neuilly Şehir Konseyine Başkan olarak seçildi. Bir televizyon patronunun eşi olan olan Cecilia C.Albeniz ile aşk yaşamaya başladı. 1989 da Cecilia eşini terk etmek zorunda kaldı, ancak Sarkozyeşinden ayrılamadı. 1996 yılında evlendiler. Kurnaz, diye nitelediğim Sarkozy’nin yıldızını parlatan bu kadın 2002-2005 yılları arasında tam bir başyardımcı gibi çalıştı. Fransız politikacılarının aileleri ile işleri ayırma geleneğinin aksine hareket ederek kamuoyunun gözü önünde oldular. Cecilia’yıkullandığı anlaşılan Sarkozy’nin Le Figaro gazetesinden Anne Fulda ileilişkileri duyuldu… Bu davranışlarını yıllar sonra, dikkatsizlik olarak değerlendiren Sarkozy’nin politik hedeflere hızla gitmek için insanlarıkullandım, demesi beklenemez elbette. 1993 öncesi ve özellikle 1993 te hükümetegirdiği sırada, Sarkozy’nin ulusal (görsel ve yazılı) basının manşetlerinde yer almasının sırrını apaçık itiraf etmesini kim düşünebilir ki.  Hedefe gitmek

için Sarkozy’e her yol “mubah.”Seçim öncesi yayımladığı kitabında, Müslümanları inim inim inlettiğiniunutarak, onlar hakkında ne kadar olumlu şeyler düşündüğünü anlatmaya çalışıyor eline yüzüne bulaştırarak. Müslümanların yapılanması konusundaki çalışmalarını öne çıkarırken, bu topluluğu kontrol edebilmek için metot arayışında olduğunusöylemiyor. Danimarka’da yaşanan karikatür krizine verdiği desteği geçiştirirken, kültürel farklılığı nedeniyle AB üyeliğine ilişkin Türkiye’yeolan tavrı konusunda geveledikçe geveliyor. Çelişkileri ülkesindeki siyasi duruşunda da tavan yapmış durumda.Liberal olduğunu dillendirirken, Fransız şirketleri ve özelleştirme konularında ulusalcı bir tavır sergiliyor. Herkesi ve her şeyi kullanırken pişkinliğinin doruklarına ulaşıyor adeta…

 

 Dizinin dibinden ayrılmadığı Jacques Chirac’ı1995 seçimlerinde sırtından bıçaklayan bu adama kader bir görev yüklemiş gibi sanki,her şey o’nun istediği biçimde gelişiyor. Cumhurbaşkanı seçimlerinde herkesi şaşırtarak, aniden E.Balladur’u desteklemesi bu dengesizin kişiliğini yansıtması bakımından ilginç bir göstergeydi. Chirac seçimleri kazanınca kabine dışında kalan Sarkozy için kötü yıllar beklenirdi doğal olarak, ama öyleolmadı. Bir süre sonra o’nu bağışlayan Chirac yeniden kabinede yer almasınısağladı…

 

Orta sınıfın erimeye başladığını, işadamlarının tesislerini sökerek Kanada’ya göç ettiğini, halkın çoğunluğunun gelir yönünden asgari ücret seviyesine çekildiğini, pek çok konudaeşitsizliğin bulunduğunu, AB bünyesindeki eşitleri arasında geride kaldıklarını ve aksamış bulunan her şeyi dillendirdikten sonra, bütün bu sorunlarınüstesinden kendinin gelerek ülkeyi parlak yıllarına döndüreceğini vadeden Sarkozydevletçi yapısına rağmen sorunların çözümünde özelleştirme kartını göstermiş ve2007 seçimlerinde amacına ulaşmıştır. 2012 de yeniden aday olan Sarkozy,nin Almanya ile olan işbirliği, Libya atağı ve Ermeni Soykırım Tasarısı dışında hangi uygulamasıyla oy isteyeceği bilinmese de, global krizin ipine sarılarak yukarıdaki konular üzerinde iyi bir propaganda yapacağı kuşkusuzdur. Pervasız,gözü kara, yanar-döner, sinsi ve esnaf ruhlu. Tüm yaşamını gözler önüne serişini otoriteler “mizansen” olarak yorumlasa da, bundan rahatsızlık duymayan pişkin biri. Cumhurbaşkanı seçildikten bir yıl sonra, İtalya’da “erkek delisi”diye nitelenen manken Carla Bruni ile evlendikten kısa bir süre sonra, film setini basarak Carla’nın rol arkadaşıyla yumruklaşmaya kalkışan bir devletadamı…

 

Özellikleri bakımından Fransız halkının alışık olmadığı biri olsa da, Avrupa’da ve tümdünyada nasıl bir dönüşüm gerçekleştiyse, bu tür dengesiz, fırsatçı, saldırgan ve ikiyüzlü liderler revaçta ne yazık ki. Libya’da olaylar patlak vermeden önce,Batılı ve Doğulu liderlerin Kaddafi ile olan ilişkileri ve sonraki gelişmeler halklar üzerinde hiçbir etki yaratmadı. Başka bir söyleyişle, kimseyi utandırmadı…

 

Sarko’nun tekrar seçilmesi sürpriz olmaz. Yeniden şekillenecek olan AB’yi Almanya lideri ile birlikte yönlendireceği düşünülen bu adam boş yere ABD hayranlığına soyunmuş değil. Kurulacak olan yeni bir dünyanın (her bölgede) yaratılmış bulunan bu tip liderlerle veya benzerleriyle düzenlenecek olması sır olmaktan çıkmış bulunuyor…

 

14.01.2012

yorum
*Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görecektir. *Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görmeyecektir.
3 + 4 =  *Gerekli | İşlem Sonucunu Kutuya Yazınız.