Gölbaşı :
z     z
15 Ekim 2014, 01:22
pPaylaş : Google PlusGoogle Plus    FacebookFaceBook    TwitterTwitter  
  s   Bayram Türkmez

Yeni Türkiye'den, Yeni Gölbaşı'na...

“Türkiye'nin umudu Gezi Gençliği'dir...”

Yeni Türkiye'den, Yeni Gölbaşı'na...

 

YENİ TÜRKİYE, YENİ GÖLBAŞI...

 

Son yıllarda sıkça duyduğumuz, Hükümetinde bir sloganı haline gelen "Yeni Türkiye" söylemi halkımızın üzerindeki ölü toprağını silkeler mi bilemem ancak bir umut! taşıdığı ortadadır.

 

"Yeni Türkiye" söylemi hoşuma gidiyor ancak içeriğinde neler var bende bilmiyorum. 25 yıllık yerel gazetecilik hayatımda kendime sormuş olduğum, zaman zaman da çevremizle tartıştığımız şey "Bu kadar zengin bir ülke neden bir türlü kalkınamıyor?"

 

Bu sorunun bir türlü karşılığını bulamadım. Söylediğimiz sadece bu ülkeye ve bu millete bir kimlik kazandırmış olan büyük önder Atatürk'ten sonra gelen yöneticiler de bir sıkıntı olduğudur. Klasik ve düz mantık hesabıyla; Bu ülkeyi iyi yöneticiler yönetmedi! Yönetemedi!  Bilerek ya da bilmeyerek!

 

Neden böyle oluyordu? Bu zengin ülke, bu fedakar, cefakar millet neden bunu yaşıyordu? Bu ülkenin cahilini kullanmak kimin işine geliyordu? O dönemler bağırarak ya da duvarlara  "Kanımız aksada zafer islamın.." diye yazanlar acaba bugün şikayet ettikleri  Muhafazakar sistemine geçişin temelini de oluşturmuştu? Dinsizler, Komünistler  diye  saldırılan insanlar bu ülkenin insanları değilmiydi? Nasıl olmuştu da Türkleri birbirine kırdırmaya çalışmışlardı? VE kimdi bunlar? Bu soru hep aklımda olsada, cevabını da  hiçbir zaman bulamayacağımı biliyorum! Klasik bir laf olan; ardında ABD var, Avrupa var vs. Ya içimizde kim var dı??? Onu hiçbir zaman bilemeyeceğiz! Tek bildiğimiz şey herşey yasaklardan kaynaklanıyordu...Kaynağı ise Cehalet idi...Sorgulamayan, Okumayan, Araştırmayan bir toplum...

 

Bugüne kadar yaşanmışlıkların hangi birini anlatsak ki; Heralde İsmet İnönü döneminden başlayıp, 1947 yılı ABD'nin Marşhal Yardımıyla bağımlılığımızın başladığı, Eğitim Enstitülerinin kapatılmasından,  üretimden tüketime geçtiğimiz dönemden, en son 1980 ihtilaliyle bu ülkenin gelişmesine yapılan en büyük kötülükler nasıl oluyordu?

 

/// /// ///

 

Aklımız gerçekten karışıktı ve biz aval aval bakıyorduk. 1980 yılı öncesi olaylara karışmasakta Gölbaşı'nda lise de ülkücü camia ya sempati ile bakıyordum. Köy kültürüyle  büyümüştük. Çünkü karşımızdakileri dinsizler! diye anlatmışlardı... 1980 yılı öncesi okuldaki 1000 öğrenciden sanırım en az 600'ü sol görüşlü, 350 öğrenci suya sabuna dokunmazdı 50 kişi kadar da ülkücü vardı. Öyle büyük silahlı olaylarda olmazdı ancak dövüş kavga sürekli vardı. Sol görüşlülerin çoğunluğu genelde Artvinli, Karslı, Ardahanlı gibi ilçeye taşınan hemşehrilerimizdi,  Ankaralılar, Bayburtlular,  Çorum, Yozgat vs. orta anadolu insanları genelde sağ görüşlüleri oluşturuyordu...

 

Hatta, bir kavga yüzünden  3 günlük bir soğukkuyu maceramız oldu. Osman Aksakal, Rıza Çelebi, Örencikli Sefa ve Ben....., Sol guruptan;  Mesut Oral, Erdinç Altunkaya,...,  O dönemin hızlı solcu hocalarından Orhan Seyfi Güvenışık ve ismini hatırlayamadığım 1 kişi daha vardı....kavga gerekçesiyle 3 gün soğukkuyu da nezarette kalmıştık.  2'şer saat değişimli aynı ranzayı  kullanmamızda birbirimize ihtiyacımız olduğunu anlatıyordu.

 

Okuldan, Bayburtlu Murat Turanoğlu hem düşüncesiyle, hem kavgalarıyla çok hızlıydı, diğer ülkücülerden üst sınıfta olanlardan  Mehmet Odabaşı, Adnan Koç, Seyfettin Ceylan,  Metin Otuzoğlu, Pehlül Eraslan, Nurettin Sevinç, Vahdettin Ülker... daha eskilerden Mehmet Bozkurt, Yozgatlı ... Özsu,   gibi isimlerle ya aynı  ya da karşılıklı sınıflardaydık. Ancak, bizden büyüklerde vardı. alt sınıflarda vardı. Rıza Çelebi, Arif Eraslanoğlu , Nazım Bozkurt, Yücel Aksakal,  Koparanlı Sefa ile Kahveci Mustafa dayının oğlu Örencikli  Sefa, Haymanalı Aziz, Gökçehöyüklü Bedir, Ahmet  ve  Kemal Atak,  Mahalle den Fahrettin Özgül ve abisi vardı. Ve berber İlhan'ın uğrak yeri olan dükkanı vardı. (1978-1980)

 

Gölbaşı'nda daha önce  ülkücüler arasında  ismini duyduklarımız arasında Fehmi Koç, Nizamettin Güler, Nazım Kaşkatepe, Fikret Özer, Mehmet Çelebi, Osman Aksakal,  M.Turhan Tuncay, Fevzi Yılmaz..., Sonradan MHP Çiçekdağı Belediye Başkanı olan Mahmut Erdem gibi... (Bu saydığım isimlerden bazıları belediye başkanı olacağım diye başka partilerde görev alsalarda daha sonra yuvalarına tekrar döndüler.)

 

Tabi 1980 sonrası yeni yeni isimler  yer aldı...Bunları da başka bir yazıda anlatmaya çalışacağım...(Burada kendi çevremde olan bitenlerle, duyduklarımı anlatıyorum...Bilmediğim varsa yorumlarınızı yazılı olarak beklerim.)

 

Şu anda Ziraat Bankası'nın bulunduğu yerde 2 katlı evin üstü rahmetli olan, hayırsever Örencikli Satı teyzenin, yani Mehmet, Hanife ve Nazım Bozkurt'un ailesinin evi vardı. Satı teyzenin çok ekmeğini yedik.( Mekanı cennettir İnşallah) alt katı ülkücü gençlerin dernek yeriydi.   En son Ülkücü Gençlik Derneği (ÜGD) kurulmuş ve buraya taşınmıştı. Buralara gidip gelirdik.  O zaman Alparslan Türkeş tarafından yazılan "9 ışık doktrini" isimli kitabı okurlar ve bize anlattırırlardı. Şu anda isimleri açıklamayacağım ve AK Parti'nin içerisinde olan bazı arkadaşlar da vardı.

 

İhtilal oldu, herkes bir tarafa savruldu, işine gücüne daldı ve bugünlere geldi. Yaşam şartları bizlere gösterdi ki, solcusu da sağcısı da kullanılmıştı...Bugün dahi solcu dediğimiz o dönemin okul arkadaşlarımdan Erdinç Altunkaya, Mesut Oral, Nazım Dede, Turgay Yıldırım, Sıhhıye Nazım'ın oğlu Turgut, gibi arkadaşlarla konuştuğumuz zaman bu hallerimizin bizlere birer ders verdiğini görüyoruz.

 

Ortaokul döneminde biraz sağ meyilli gibi duran ancak hiçbir şeye karışmayan Coğrafyacı Ali Tatlıpınar hocanın "Herkes  kurufasülye pilav yerse nasıl gelişeğiz, uzaya gideceğiz"diyerek herkese eşitlik isteyen sistemlere atıfta bulunurdu. Lise'de matemak derslerine giren Murat Bölük hocanın ülkücülere biraz yakın duruşu da aklımda kalanlardan . Zira, geçen dönem Belediye Başkan Yardımcılığı görevi yaptı. Yine ortaokul dömeminden derslerimize giren, şu anda emekli olan Cemal Şen hocamızın muhafazakar milliyetçi kimliği de halen hafızamda, nitekim Gölbaşı'nda emekli olunca siyasete atıldı. Millet Parti'si ilçe başkanlığı gibi bazı siyasal alanlarda yer aldı. Fahri Demir hoca vardı. Uzun yıllar ilçede öğretmenlik, sonra müdürlük yaptı. Tam bir ülkücüydü...Ceddin Deden, Neslin Baban..marşını ezberleten öğretmenimizde vardı...Sol görüşlü hocalarda çoğunluktaydı; Fusün Çankaya, Orhan Seyfi Güvenışık başta olmak üzere Gani hoca, Mazhar hoca gibi birçok öğretmen...Mehmet Uzun gibi müdürler, Yani, eğitimcilerde kendi arasında bölünmüştü...

 

Daha ismini yazamadığım birçok arkadaş,sağcısını, solcusunu tanıdık ya da yolumuzun birleştiği insanlarla bugün çok farklı konumlarda yine yüreği de, aklı da bu ülke ve millet için çarpıyordu ancak gidilen yol bütünleştirmiyordu!

 

1980 ihtilaliyle bir hafta da biten ülkedeki tüm olayların böyle bıçak gibi kesilmesi gösterdiki sağcısı da, solcusu da, sunnisi de, alevisi de fişlenmişti. Yoksa, birden bire bıcak gibi nasıl oldu da ülke de sukunet oldu. Nasıl olduğu sonra dan anlaşılacaktı...

 

/// /// ///

 

Biliyorsunuz 2013 yılında Gezi Olayları yaşandı. Ülkenin hemen hemen her kentinde başta öğrenciler olmak üzere, gençler Hükümete bir mesaj verdi! Demokrasi adına, İnsan Hakları Adına, Bastırılmış düşünceler adına, Baskın, tek sesli düzen isteyen yönetimleri eleştirmek adına!

 

Birçok ilde yapılan gösterilere polis çok sert müdahalelerde bulundu. Kavgalar oldu, saldırılar oldu, ölümler oldu. Bu gençlerin protestosu bu ülkenin bir umudu oldu...Özgürlük adına, insan hakları adına, Bağımsız Türkiye adına, Sorgulayan toplum adına, eleştirilen yönetimler adına...

 

Sonra ne oldu.

 

Türkiye genelinde bu gençlerin çoğu eylemlere karıştığı gerekçesiyle polislerin tespit etmesiyle birlikte Cumhuriyet Savcılıkları tarafından soruşturmalara maruz kaldılar. Gezi olaylarına karışanların isimleri böylelikle hem polis, hem de savcılık dosyalarında yer aldı. Bu resmen fişleme değilse de, bir yerde bu ülke ve millet için söylenecek sözüm var diyenlerin isimleri belliydi...(Yıkıp dökenleri kınıyorum,)

 

Türkiye'nin umudu olarak gördüğüm bu gençlerle ilgili gelecekte umarım siyasi bir ihtilal! olmaz, bu sorgulayan, düşünen, demokratik eylem haklarını kullanma cesaretini göstererek, topluma model olan gençler 1980 yılındaki düşünen, tartışan, üreten sağcı-solcu gençlerin akibetine uğramazlar.

 

/// /// ///

 

Bu ülkenin düşünen, üreten beyinlere ihtiyacı var. Bu ilçenin sosyal projeler üretecek siyasetçilere ve entellektüellerine ihtiyacı var. Ancak, gel görki Türkiye'nin bir modeli olan Gölbaşı'nda da siyasetçiler bir türlü böyle fırsatlar ortaya koymuyorlar...

 

Bu ülkenin, bu ilçenin geleceğine bakarak ihtiyaç duyulan alanlardaki boşlukların doldurulması için siyasetçi ya da sosyal insan yetiştirmiyorlar. Kendi imkanlarıyla birşeyler yapmaya çalışanlarında önünde engel oluyorlar. Siyasi İlçe teşkilatların bu konuda vebali çok büyük olmasına rağmen, "Çamurdan olsun benden olsun" zihniyeti halen var.

 

Teşkilatlar ya da Siyasi partilerin belediye başkan adayları meclis üyesi seçerken, ya da teşkilatlar belediye başkan adayı seçerken kriterleri "ilçenin ya da ülkenin ihtiyacı olan değil, " sadece ve sadece "nasıl fazla oy alırız."hesabıyla yola çıkıyorlar. Bunda ya siyasi ya da hemşehri nüfuz etkili oluyor.

 

Aynı şeyi yerel basın da yapıyor...Gölbaşı'nın ihtiyacı olan alanlarda dinamikler ortaya çıkaramıyor, yakınlık derecesine göre siyaset bağlantılı çalışmalar yapılıyor..Oysa ki, ülkenin olduğu kadar, ilçenin ihtiyaçlarını karşılayacak insanlarımızı model olarak toplumun karşısına çıkarmak, tanıtmak, anlatmak ve böyle şeffaf  insanlara  gereken desteği vermek gerekiyor.

 

Hem siyasi, hem yerel basın olarak en büyük eksikliğimiz buradadır. Üreten, demokrasiye inanan, insan haklarına saygılı, likayata önem veren bir politika izlenmelidir.

 

Teşkilatlar tekelcilikten kurtulmalıdır. CHP'nin yapmaya başladığı gibi, internet üzerinden üyeliklerde yapılabilmeli, hatta biraz geliştirerek bu programları delege seçimi de baskısız bir şekilde böyle yapılmalıdır.

 

Bugüne kadar kısır siyaset yüzünden, bencil siyaset yüzünden birçok entellektüel adayları sindirildi, susturuldu. Oysa ülkemizinde, ilçemizinde üretenlere ihtiyacı var...

 

Yeni Türkiye'nin Yeni Gölbaşı'sında da bu temennilerimizin gerçekleşmesi dileğiyle...

 

///           ///               ///

 

Benim ailem Gölbaşı'na 50 yıl önce çıkıp gelmiş Çorum/Alaca'dan, ne kadar zor bir durum köyünden, akrabalarından kopup gelmek...

 

Çok zor koşullarda yaşamımızı sürdüğümüz Gölbaşı'nda, yine zor koşullarda 25 yıl yerel gazetecilik alanında hizmet ettim...Verebileceğimi, yapabileceğim hizmeti aklımın erdiği, gönlümün tuttuğu, vicdanımın rahat ettiği kadar yaptım...Yaklaşık 10 yıl tek başıma gazetecilik yaptım, her yerel gazete çıkarana da destek oldum ki, İlçenin ve halkın sorunlarına daha fazla sahip çıkalım, sesimiz daha gür çıksın ve benden sonra Gölbaşı gazetesiz kalmasın diye...

 

Göllbaşı'nda gazetecilik ve siyaset  yapan arkadaşlara da şunu söylüyorum; Birileri çıkıp gazetecilik alanında faaliyet göstermeye çalışıyorsa onu kesinlikle aranıza alın, motive edin ve yayın politikasını etkilemeden destek olun, bu yönetimleri eleştiriyor da olabilir yeterki yalan dolan yazmasın...Sakın dışlamayın, çünkü o bir ihtiyaçtan dolayı ortaya çıkmıştır ve bu ihtiyacı yok etmeyin..Saygılarımla

 

Yeni Gölbaşı'nda yolunuz açık olsun ...

 

Not: Yukarıda bazı isimler yazdım. Unuttuğum isimlerde mutlaka olduğunu düşünüyorum.  Varsa eksiklikler, tamamlanması için "yorum"alanından yazılmasını rica ederim. Deneme mahiyetindeki ileride yazacağımız kitap içinde ihtiyaç duyulacaktır. saygılarımla

yorum
*Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görecektir. *Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görmeyecektir.
5 + 4 =  *Gerekli | İşlem Sonucunu Kutuya Yazınız.