Gölbaşı :
z     z
18 Ekim 2014, 14:53
pPaylaş : Google PlusGoogle Plus    FacebookFaceBook    TwitterTwitter  
  s   Bayram Türkmez

GÖLBAŞI'NDA NE VAR, NE YOK!

“Değerlerimizi koruyabildiğimiz sürece, değerliyiz!”

GÖLBAŞI'NDA NE VAR, NE YOK!

 

Geçen gün İlçe Milli Eğitim çalışanlarını da üzen bir olay yaşandı. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü aracını kullanan şoför Kemal Yılmaz Turan,  İlçe Milli Eğitim Müdürü Hayrettin Balcı tarafından verilen bir görevi yerine getirmiş,  müdürlüğe dönerken kaza yapıyor ve hayatını kaybediyor.  Ailesine başsağlığı, merhuma da rahmet diliyorum…

 

  Gazetemiz, bu konu da İlçe Milli Eğitim Müdürü Hayrettin Balcı’nın bir açıklama yapacağı duyumunu almış ancak müdür bey suskun kalmayı tercih etmiştir. Nedeni ni bilmem ancak, müdür beyin suskunluğu merhumun ailesini de sıkıntıya sokmuş olacak ki, beni arayarak “görevi başında vefat ettiğini”söylüyorlar.  Zaten, bizde aksi bir şey demiyoruz...

 

Ancak, bu konu da İlçe Milli Eğitim Müdürü Hayrettin Balcı’nın açıklama yapması zor olsa bile, bilgi vermesinin önünde hiçbir engel bulunmuyor…Bu suskunluğun nedeni ni anlayamadım! Suskun kalarak bu ailenin üzülmesine neden olmayın müdürüm,  bu üzüntülerini de sağa sola hissettirmelerini engelleyin! Ya da, bir soruşturma açıldı onun için susuyorum! deyin…

 

Muhafazakar duruşuyla, 10 yıldır tanıdığım Hayrettin Balcı’nın Gölbaşı’nda,  İlköğretim okul müdürlüğünden, bugün İlçe Milli Eğitim Müdürü oluşuna kadar her evresini gören  birisiyim.

 

Hakkında olumsuz bir şey duymadım, görmedim  ve bugüne kadar da gazetemize şikayet konusuda olmamıştır. Rotasyona nasıl takılmadığı da beni ilgilendirmiyor.   İlk defa ben burada kendisine bu kazayla ilgili sessiz kaldığı için  sitem yapıyorum, şeffaf yöneticilik adına, kamu adına…

 

 

///                           ///                       ///

 

 

Türkiye’nin olduğu gibi, Gölbaşı’nın sorunlarının çözümünde en etkili olan siyaset kurumları olup, sürekli olarak “eğitim şart”…diyerek bu gerçeğin üstünü örtmeye çalışıyoruz…Eğitim Şart! derken, zaten okumayan, sorgulamayan, kendi sorunlarıyla boğuşmaktan kamuyu düşünmeyen bir toplum çoğunluğundan bahsediyoruz…

 

Oysa, günümüzde herşeyde siyasetin etkisi  görülüyor… Ben bunu ilçemiz de, için birkaç kısa örnekle anlatmak istiyorum…

 

  Daha geçen ay yaptık Gölbaşı, Göller, Andezit ve Sevgi Çiçeği Şenliği’ni…Şenlik yorumu yapmayacağım ancak  içerisinde GÖL-ANDEZİT TAŞI -SEVGİ ÇİÇEĞİ  gibi değerlerimizi barındırıyor. Neden barındırıyor? Çünkü, ilçemizi marka yapan bu değerler, ilçemize her türlü rantı kazandıran bu değerler? O zaman bu değerleri korumamız, hatta geliştirmemiz lazım değil  mi! Nasıl olacak bu, dersek buna hepimizin yanıtı sanırım insanla, planla, projeyle, programla olacaktır… İyi de kim yapacak bunları? Bu değerleri korumak ve geliştirmek için kimler olacak? Nasıl olacak? Hangi plan , proje olacak? Vs.vs.

 

   Geçen hafta da anlatmaya çalıştığım bu… tabiri caizse "Gereksiz  olsun benden olsun” zihniyeti var! Yani, eş dost, ahbap ilişkileri siyasette hep ön plana çıkıyor…Siyasette liyakata önem verilmiyor!

 

Belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği seçimleri başta olmak üzere diğer siyaset, STK seçimlerinde de hiç  dikkate alınmıyor…Hele ki, bugüne kadar seçilen belediye meclis üyelerine bir bakın yüzde 50’den fazlası ya emlakçı, müteahhit vs. dir.

 

GÖL-ANDEZİT TAŞI – SEVGİ ÇİÇEĞİ’nin ortaya çıkardığı rantı pazarlayan kişiler…İlçemizde kaç tane sosyal insan var derseniz sanırım parmak sayısı kadar sayarsınız ve onlarında siyasetçiler tarafından nasıl pasitifize edildiğini, yani yorulduğunu  görürsünüz!

 

Ne belediye Müdürleri arasında, ne de meclis üyeleri arasında, ne STK yöneticileri arasında, ne de Siyasi Teşkilat Yöneticileri arasında 1 tane dahi bu değerlerimizi koruyacak konusunda uzman insan yoktur. Çünkü, ihtiyaç duymamışlardır, çünkü siyasette etkisi yoktur, çünkü partisi yoktur..vs.vs.

 

MOGAN VE EYMİR GÖLÜ VAR , 1 tane biyolog yok, su ürünlerinden anlayan bir mühendis yok, Doga Sporlarından anlayan bir uzman yok, ,  ANDEZİT TAŞI var, 1  tane Maden Mühendisi veya bu konu da uzman yok, SEVGİ ÇİÇEĞİ markası var, bu konu da bir tane Botanikçi yok…vs.vs. yok.

 

Hatta, Prof.Dr.Sayın Ayşe Boşgelmez hanımefendiyi arayan soran kaç kişi var acaba! Sevgi Çiçeği’ni marka haline getirerek, Gölbaşı’na hediye etmesi, bu konu da Gölbaşı üzerinde çok hakkı olan bir bilim insanı, kitaplar bile yazmıştı. Geçen yıl trafik kazası geçirmişti, kendisine tekrar geçmiş olsun diyorum…

 

GÖLBAŞI TARİH KENTİ! diyoruz da,  GÖLBAŞI DOĞA KENTİ diyoruz da… ve hakikaten öyledir ancak bu konularda hangi uzmanı barındırıyoruz Gölbaşı’nda…GÖLBAŞI TURİZM KENTİ diyoruz da, yanı başımızdaki üniversitelerden yararlanamıyoruz… Bu kadar zor mu  iletişim kurabilmek, ortak projeler üretebilmek, bu tür bilim insanlarımızdan yararlanmak bu kadar zor mu!

 

Benim yıllardan beri aklım bu konu da karışıktır, neden bunlar olmuyor! diye, en sonunda siyaset ve siyasetçilerde buldum çözümü…Çünkü, yerel siyaset kurumları hizmetten daha çok  eş, dost, ahbap ilişkisiyle yürüyor ve bunlarda kendi kapasitelerine göre ancak bu kadarını yapabiliyorlar...Ve BU İLÇENİN İHTİYAÇLARI NEDİR? diyerek ona göre program üretmiyorlar…Bu ilçenin ihtiyaçları nedir? Diye söylenipte program üretiliyorsa da demek ki, değerleri Göl, Andezit, Sevgi Çiçeği, Tarih Kalıntıları, Doga…değil(nokta)

 

///                          ///                             ///

 

Mogan Gölü ile ilgili kurumlar arasında yapılan sözleşme çok önemlidir. Bu konu da Gölbaşı Belediye Başkanı Fatih Duruay’ı, aynı zamanda AK Parti İlçe Başkanı Osman Karaaslan’ı tebrik ederim…Emekleri vardır, dosyalarla gidip geldiler, verdiler.

 

Umut ediyorum ki, bu sözleşme uygulansın.Çünkü, daha önce de böyle sözleşmelere (protokollere) tanık olduk.  Özellikle Dr.Cevdet Kara döneminde olsun, Özel Çevre Koruma Kurumu’nda olsun, Hatta, Erdal Eren döneminde bile oldu. Her dönemin Çevre Bakanı geliyor, gölde gezinti yapıyor, sözlerini verip gidiyordu…Biz bunları çok yaşadık. Ancak, bu seferki farkı Hükümet, Büyükşehir ve Yerel yönetimlerin aynı siyasi görüşte olmaları bir umut oluşturdu.  Gölbaşı Belediyesi Eski Başkanı Dr.Cevdet Kara  çok uğraştı. Hatta, ODTÜ hocalarından Prof. Meryem Beklioğlu ile birbirine girdi.! Bu göl nasıl temizlensin konusunda…Çamuru alınarak mı temizlensin? Çökeltme usulümü temizlensin? Veya başka yöntemle mi…

 

Prof.Dr.Meryem Beklioğlu, Prof.Dr. Mustafa Karabatak vs. gibi birçok bilim adamı Mogan Gölü’nden çamur alınarak temizlenmesinin, ekolojik dengeyi bozacağını ve göldeki canlılara zarar vereceği gibi, gölün bir havuz haline getirileceğini savunuyorlardı. Karşıydılar. Hatta, bu konularda Hacettepe Üniversitesi tarafından bir rapor dahi hazırlatıldı.

 

Biz yine burasını bilim insanlarına bırakalım. Yapılan sözleşme umut verici ancak içeriğinde ne var kimse bilmiyor. Kimse sormuyor, soran da, yanlış zamanda soruyor. CHP’liler Büyükşehir’de Mogan gölü temizlik önergesine red vermişler. Ne kadar eleştirsek haklıyız.  Bu gölün rehabilite edilmesi gerekiyor, Ancak NASIL? Esas olan bu…

 

Bu göl nasıl rehabilite edilecek? Gölbaşı CHP Teşkilat yöneticileri işin içinden çıkamasa da,  sözleşmenin içeriğini eleştirdiklerini belirterek, kendilerini kurtarmaya çalıştılar. Net açıklama, CHP meclis üyesi Bülent Elikesik’ten geldi, ben yine evet derdim..diye

 

Neyse, bunu da geçelim, peşine, GÖLDER Başkanı Gürsel Demirci açıklama yaptı,  Sözleşmenin umut verici olduğunu,  emeği geçenlere teşekkür ederek, bu güzel çalışmayı desteklediklerini belirtti… Belli, nasıl temizleneceği, nasıl rehabilite edileceği konusunda bilgisi var ki,   koşulsuz, şartsız destekliyoruz! açıklaması yaptı. CHP’lilere de kızmayı ihmal etmedi…GÖLDER’den ses çıkması benim hoşuma gidiyor ancak çevreyi koruması ve ilçenin menfaatlerine sahip çıkması şartıyla!

 

Gölbaşı Eski Belediye Başkanları,  başta Erdal Eren, Dr.Cevdet Kara, A.Nasır Haşlak olmak üzere Mümtaz Sarıtaş ve  Yakup Odabaşı’nın bu göl hakkında söz söyleme hakları vardır. Çünkü,  hepsinin dönemlerinde önemli çalışmalar, projeler, proğramlar, raporlar, geziler, keşifler…yapıldı. Kimse sormuyor, başkanlar da konuşmuyor. Eminim ki yararlı fikirlerde vereceklerdir.

 

///                          ///                                  ///

 

   Gölbaşı Belediyesi en fazla yatırımları hep MHP’li belediyeler döneminde gördü… MHP’den seçilen ve daha sonra  seçime 6 ay kala aday olacağım diye AK Parti’ye geçen, daha sonra bağımsız kalan  Dr.Cevdet Kara dönemi (1999-2004) ile MHP’li Yakup Odabaşı dönemi (2009-2014)…

     İktidar desteği olmadan enfazla hizmet eden ise Yakup Odabaşı döneminde olmuştur. Yakup Odabaşı’nın başlatmış olduğu projeler halen yeni dönem de de devam ediyor. Bu güzel bir şey…

 

Şimdi şu soru gelebilir. Yakup Odabaşı bu kadar hizmet yaptı ise seçimi neden kaybetti? Evet, bu sorunun yanıtı çok basit bence….

 

SEÇİMDE YAPILAN LİSTE sayesinde kaybetti. Toplumun değer verdiği kamu yararlılığı gösterebilecek bazı isimlerin liste de değersiz kılınışı da görüldü! Ya da tersi de oldu! belli ki...

 

Bu listeyi nasıl yaptılar? neden böyle oldu bilemem ancak, bu liste belli ki, Yakup Odabaşı’nın tasarrufunda yapılan bir liste değil. Ben buna inanıyorum.   Yakup Odabaşı Gölbaşı halkının çoğunluğu üzerinde pozitif bir etki bırakmıştır. Zaten Şahsi oyları da, parti oylarının hep önünde olmuştur...

 

Kaybedilmesinde; Teşkilatın hiç etkisi yok mu! acaba diye de sormak lazım. Belediye Meclis Üyeleri'nin etkisi yok mu diye sormak ta lazım...

 

Yoksa, Yakup Odabaşı dönemi,  Gölbaşı’nın hizmet aldığı çok önemli bir dönemdir. Herşeyi yerel belediye kendi imkanlarıyla yapmıştır. Büyükşehir Belediyesi bir çivi dahi çakmamıştır.

Saygılarımla

yorum
*Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görecektir. *Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görmeyecektir.
1 + 5 =  *Gerekli | İşlem Sonucunu Kutuya Yazınız.