Gölbaşı :
z     z
22 Ekim 2014, 23:16
pPaylaş : Google PlusGoogle Plus    FacebookFaceBook    TwitterTwitter  
  s   Bayram Türkmez

Yerel Gazeteleri Desteklemek Şart Ancak...

“Desteklerken, çok önemli kazanımları da kaybetmeyelim...”

Yerel Gazeteleri Desteklemek Şart Ancak...

 

Gölbaşı’ndaki yerel gazetelerin ayrı ayrı birer güç olduğunu düşünen ve bilenlerdenim… Hepsi, ayrı bir şekilde yansıyor. Mutlaka okuyucularında bir etki bırakıyordur.  Gazetelerin bir  merkezden yönetilmelerine ve yayın politikası izlenmesine  her zaman karşı çıkmışımdır. Yerel gazetecilerin her zaman ekonomik bağımsızlığı olması gerektiğini ve desteklenmesi gerektiğini  savunmuşumdur.

 

Gölbaşı’nda her bölgeye, her düşünceye,  her kesime ulaşmanın yolu da basın mensuplarının tek başlarına hareket etmesinden geçiyor.  Kendi gücüyle büyümek isteyen basın mensupları, kendi dinamiklerini oluşturacaktır. Ne kadar çok bağımsız gazeteci, o kadar dinamik güç, farklı düşünceler ortaya çıkacaktır. Bu da demokrasi açısından, hem de düşünen, sorgulayan ve hizmet üreten bir yerel sistemi ortaya çıkaracaktır.

 

Çünkü, her gazetecinin içinde bir cevher olduğunu düşünürüm, bu cevherinde ancak kendisiyle başbaşa kaldığı zaman ortaya çıkacağına inanırım. Hiçbir şeyin etkisinde kalmadan kendi kararlarıyla yapacağı  objektif ve cesaretli çalışmalar onun gücüne güç katacaktır. Kimi zaman mahkemeler 2. Adresi olacaktır ancak geriye dönüp baktığında kendisiyle gurur duyacağı çok şeylere tanık olacaktır. Anlatabileceği birçok hikayesi olacaktır.  Toplum üzerinde farkındalık oluşturacak emeklerini görecektir.  VE başka başka iyi şeylerle karşılaşacaktır…Ben buna hep inandım ve inandığım gibi de hep yaşadım…

 

Bunu ilçemiz için bir örnekle vermek istiyorum.

 

İlçemizdeki  gazetelerin en büyük destekçisi belediyedir.  Belediye kendi icraatlarını haberler halinde yerel basına servis yapıyor.  Tüm yerel medya, aynı zamanda bölge basını da bu haberleri aynen yazıyor ve topluma sunuyor. Herşey güllük gülistanlık misali tek tip haberler topluma ulaşıyor. Belediye burada kendine düşen görevi yapıyor.  Aksini düşünemeyiz zaten…

 

Ben yerel gazetelerin haberle değil, ekonomik olarak desteklenmesi taraftarıyım… Belediye yerel gazetelere ayrım yapmadan reklam-ilan vs. vererek ekonomik olarak desteklesin ancak, çok özel olmadıktan sonra kesinlikle haber servisi yapmasın. Ulusal basına servis yapabilirler!

 

Ben burdan Belediye Başkanı Fatih Duruay’a da öneriyorum.   Yerel basına  ekonomik desteğinizi kesinle verin ancak haber servisi yapmayın. Bırakın, gazete temsilcileri kendi görüşleri, olanakları ve ilgileri doğrultusunda kendi haberlerini üretsinler.  Yerel basın temsilcilerinin hazır haber beklemeleri yerine,  kendi haberlerini farklı biçimlerde ürettiklerini göreceksiniz.  Her bir temsilci farklı pencereden bakacak, farklı haberler üretecektir, haberlerde de bir zenginlik olacaktır. Ancak, sizin için riski olabilir endişesi taşıyabilirsiniz. Olumsuz  haberlerde yapabilir! diye düşünebilirsiniz ancak bunu yaşamadan bilemezsiniz, zaten benim bildiğim Fatih Duruay şeffaftır.

 

Bu arada basın bürosu personeli ne olacak? gibi bir soru gündeme gelebilir…Çalışan genç ve heyecanlı personel önemlidir. 2 guruba ayır. Bir gurup Konya Yolu, bir gurup Haymana yolu bölgelerindeki, daha sonra merkez  mahallelerin tanıtımı, anlatımı, belgeseli, Organizasyonu…ne varsa hazırlayabilirler.

 

Gölbaşı’nın birçok  fırsatları var. İlçemizde ikamet eden ülke yöneticilerinden, kamu kurumlarından, özel fabrikalarından, turizm tesislerinden, doğa harikalarından, tarihi eserlerden,kültürel miraslarına kadar birçok konu var.   Teknik donanımları ve özel servisleri olsun ver yetkiyi,   iste görevi…

 

Bakın sizlere neler üreteceklerdir…

 

Gölbaşı’nın bir belgeseli bile yok! Gölbaşı’nın değerleri olan  Göl’ün, Andezit’in ve Sevgi Çiçeği’nin, tarihi kalıntılarının, doğal güzelliklerinin

 

 Benim bu düşüncelerime katılmak istemeyenlere de saygı duyarım. Bu benim bakışımdır. Şimdi de yazıyorum.

 

BİZİM Kİ KARINCA MİSALİ…TÜRKÇE BENİM SES BAYRAĞIM...

 

“Protokol” kelimesini hem kaymakamlık, hem de belediyenin resmi internet sitesinde değişik yazılar içerisinde görebilirsiniz. Aynı zamanda “Stantları gezdiler..” gibi kelimeleri de bulabilirsiniz…

 

Hele ki “Protokol” kelimesini, hem toplumun benimsediği ve genelinin kullandığı “Sözleşme”, “Anlaşma” karşılığı kullanılırken, başka bir anlam olan “Temsil heyeti” içinde kullanılıyor. Halkın anlayacağı dilde biz gazete olarak  “protokol” yerine “Temsil Heyeti” diye yazıyoruz. Sonucun da yerelde Kaymakam Devlet Bürokrasisini, Belediye Başkanı halkı,  Garnizon Komutanı TSK’yı, vd. temsil eden yöneticilerdir.

 

Bir de bu “Stantları gezdiler”, “Stantlara baktılar”…gibi kelimeler kullanılıyor…Türkçe’si “Sergilemek” olan Stantlar için  “sergi alanı”,. “tanıtım alanı” demek ten kim zarar görür, halkın anlayacağı ve kabul ettiği dil’de bu olduğu halde kökleri Türkçe olmayan “Stant” ya da “Protokol” gibi kelimeleri kullanmak niyedir? Hem de kamu eliyle, Türkçe’nin bu kadar katledilmesini basite almamak gerekiyor. Heleki gelecek kuşaklara kültürel değerlerini taşımak adına bu önemlidir.

 

Kimi ulusal gazeteler bile yazıyor. Halkın “kayıp”, “yitik” diye bildiği kelime için “ZAYİ” diyerek Türkçe olmayan bu kelimeyi kullanıyor.  Gazetelerin bağımsızlığı bu konu da önemlidir. Bir gazete böyle Türkçe olmayan kelime kullanıyor diye başka bir gazete kullanmak zorunda değil. Bu konu da kanuni bir yaptırımda yoktur.

 

Gölbaşı Gazetesi olarak Türkçe olmayan bu “ZAYİ” kelimesini kullanan büyük ya da küçük gazetelerin kendi bakışlarını umursamayıp, Türkçe yazmayı tercih ediyor ve “YİTİK” ya da “KAYIP” diyerek halk arasında konuşulduğu şekilde yazmaya devam ediyoruz.

 

Anayasa’da belli olmasına rağmen, kamu kurumları görevlileri biraz daha dikkatli olması,  yaptıkları çalışmaların, yazdıkları yazıların herkes tarafından okunduğunu bilerek, önemini görmelidir.

Resmi kurumlar Türkçe’yi böyle katlederse, sokaktaki vatandaş ne yapsın!  Türkçe’nin bilincinde olmayan gazeteciler ne yapsın!

 

Gölbaşı Gazetesi olarak Türkçe’ye  sahip çıkan bu kimliğimizi korumak istiyoruz…Şimdiki ve gelecek kuşaklara kendi kültürel birikimlerini anlatırken,  çok köklü olan Türkçe’nin enerjisinden yararlanarak,  özgüvenlerini tamamlayacaklarına inanıyoruz...Millet olmanın temelinden başka diğer etkilerini saysak sayfalar yetmez sanırım...

 

 

Türkçemizi   teknolojiye ve duyarsız yazarlara  kurban vermeyelim. Geleceğimize; katledilmiş bir dil bırakmayalım. Millet olmanın olmazsa olmazı olan dilimizi koruyalım.  Evrensel değerler arasına taşıyalım…

 

Yahya Kemal Türkçe için “Bu dil ağzımda annemin sütüdür” , Fazıl Hüsnü Dağlarca’da,  “Türkçem benim ses bayrağım” diyerek önemini anlatan büyük edebiyatçılar gibi…sahip çıkamasakta bizimkisi aklımızın erdiği kadarıyla bir karınca misali...

 

Gölbaşı Gazetesi olarak bizim de yaptığımız bu...Koruyabildiğimiz kadar, toplumumuzun özü olan  türkçeden her geçen gün kopmayı önlemeyebilmek adına karınca misali bizimkisi...

 

Kaymakamlık ve Belediye yetkilileri de bu konu da biraz daha titiz olursa, bizim gibi düşünenlere hem güç verdiği gibi, hem de  ana sütü gibi helal olan Türkçemize sahip çıkılmış olur. diye düşünüyorum, karar  temsil heyetinin.  Ve onların da temsilcilerinin!

 

Saygılarımla…

yorum
*Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görecektir. *Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görmeyecektir.
1 + 4 =  *Gerekli | İşlem Sonucunu Kutuya Yazınız.