Gölbaşı :
z     z
20 Kasım 2014, 23:25
pPaylaş : Google PlusGoogle Plus    FacebookFaceBook    TwitterTwitter  
  s   Bayram Türkmez

Gölbaşı'nda önemli fırsatlar var ancak...

““Gölbaşı'nda neler oluyor, nelerle karşılaşıyoruz birde ben yazayım...!””

Gölbaşı'nda önemli fırsatlar var ancak...

 

YAZDIĞIM İÇİN;  GÖLBAŞI’NDA BİRKAÇ ARKADAŞ DAHA ŞİMDİ BANA KÜSER
NEREYİ TUTSAN ELİNDE KALIYOR…
"YENİ TÜRKİYE" BÖYLE OLACAKSA HİÇ OLMASIN

 

        Ben aslında gazeteci yerine bir eleştirmen olmalıymışım… Gerçi, gazetecilerde eleştiri haklarını kullanıyorlar ancak, sürekli eleştirdiğim için, sürekli hep bir şeylerden şikayetçi olduğum için nerdeyse çevremde arkadaş kalmayacak! Neyseki eleştirilerim hep yapıcı olduğu için teselli oluyorum...

  Oysaki böyle bir eleştiri mesleği erbabı olsaymışım, daha kolay anlaşılırdım sanırım…

 

      Kamu  sisteminde yaşanan eksikliklerin karşıma çıkması bir yana,  birde görevini yaparken durumdan vazife çıkaran memurlarla  karşılaşmak beni rahatsız ediyor…

 

     Bir insan karakola niye gider? Şikayetçidir, mağdurdur? Tutupta karakol memurlarının aracılık yaparak barıştırması,  şikayetten vazgeçilmesi için baskı yapılması  normal midir? Tabiî ki değildir,  zira, bu durum şikayetleri çözmüyor aksine sorunları daha da büyütüyor. Bunun birçok örneği var. Şimdi bu örneği vermekle ben karakolda böyle oluyor/bitiyor demiyorum. Uç noktadan bir örnek verdim ancak aşağıda anlatacağım konular bu uç örneğe model oluşturuyor…

 

  Geçen gün Hacılar Mahallesi’nden vatandaşın birisi beni arıyor…Başlıyor konuşmaya, “ Bizim yiğen okulda bir öğretmenden dayak yemiş,  annesi müdüre gitmiş şikayet etmiş. Müdürde demiş ki; "Ne olacak 2 damla kan aktıysa, birşey olmaz, olur böyle şeyler…” nitekim uzatmayım. Bunu gazetede yazalım diyor…Yazalım dedim. Şikayet ettin mi, “ben  Ankara merkezdeydim, bunlarda bilmiyor kimi nereye şikayet edileceğini”, Rapor aldınız mı, “Yok bilmiyorlar işte nasıl rapor alınacağını..”  tamam dedim. O zaman yarın gidin kaymakamlığa bir dilekçe verin. Kaymakam bey gereğini yapar. Tamam dedik telefonu kapadık. Olayı ertesi gün merak ettim. Sordum ne yaptınız diye…anlatıyor. “Olay bizim siyasetçilerinde kulağına gitti. Bizim meclis üyesi aracılık yaptı,konuştuk,  şikayetten vazgeçtik.”dedi.

 

    Bunun üzerine ben ne deyim…Nöbetçi öğretmen ilkokul 3. Sınıfa giden 2 çocuk şımarıyor diye kafalarını tokuştururken birinin burnu kanıyor. İşin aslı bu…Bu durum bir öğretmenin, bir  idarecisinin nasıl bir eğitimci olduğuna fikir verir/vermez bilemem ancak bu konuların üstü örtülmemelidir. Nitekim, aynı anlayış yarın başka çocuklarında burnunu kanatabilir! Burnu kanadığında da yeni, başka bir aracı siyasetçi bulabilir! Ve bu tür anlayışlar hep böyle sürer gider...

 

///                          ///                      ///

 

Annem, Çorumlu Satı Kadın 83 yaşında, ben Ankara dışındayken geçen hafta  mutfak kapısına bir kilit taktırmış.  Bu kilit bozuk diye şikayetçi oluyor. Komşulara da baktırmış, onlarda bozuk demiş. Ben de baktım, kilit dili kapıyı emanet tutuyor. Yani, kapıya bastırınca açılıyor…Şehit Ali Gaffar Okkan Caddesi üzerindeki Gencan Ticaret'te satan/yapan ustayı telefonla aradım, gelmedi,  yanına gittim halen gelmek istemeyince,  sonunda kaymakamlık tüketici haklarına şikayetçi olduk. Tabi, kilidi taktıran kardeşim…Dilekçe ekinde kilitle ilgili fiş yada fatura yok. Tüketici haklarındaki yetkili arkadaş, “Usule göre , fiş olmadan bir şey yapamayız “dedi. Bu durumu anlarım doğrudur bir dayanak olması lazım ki hak aranabilsin…

 

   Ancak dedim;  83 yaşında bir kadın, yürüme sorunu var, okur yazarlığı yok,  bu kilidi takanda fiş vermemiş, fatura vermemiş olsa o zaman ne yapmak gerekir? dedim. Ve sonun da ekledim, “İnsan hakları kuruluna mı yazalım”dedim. Arkadaş, “Bak bu olabilir.”dedi. Yine ben beklediğimi alamadım ya, bir eksiklik hissediyorum halen bürokrasi de, “Evde tek, Okur yazarlığı olmayan yaşlı insanlar,  iş yaptırıpta fatura, fiş vermeyen esnaflar için nasıl şikayetçi olunacaktı?” buna bir açıklama bulamadım.

 

    İlgili memurda  Yazı İşleri Müdürlüğü’ne yönlendirdi. Sonucunda, Kaymakamlık Yazı İşleri Müdürü Seher Ödemiş hanım’a dilekçeyi gösterip, durumu anlattım…”Tüketici hakları  birimine dilekçeyi ver, gereği yapılır.” diyerek şikayetimizi geri çevirmedi.  Gerekli takibi yapacaklarını da belirtip,  hem bir hak’kı korudu, hem de vatandaşların şikayetlerini yok saymadı. Kaymakamlık böyle tecrübeli idarecilerle gerçekten çok şanslı, kendisine hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyorum…

 

  Daha sonra tabi, kardeşime sorduk kartla ödediği paranın fişini filan bulduk, işlem, ilgili memurun da aklında soru işareti olmadan görev yapmasına neden oldu.

 

   Burada, yaşlı insanlar olabilir, tek başına yaşayan okur yazarlığı olmayan, bürokrasiden anlamayan,  insanlar olabilir. Uyanık bir esnaf fiş fatura vermeyebilir. O zaman bu insanların hakları nasıl korunacak! Eğer bunlarla ilgili bir koruma tedbiri yoksa,  sistem de bunlara da yer bulmak gerekiyor. İşte, bu nedenle gündeme taşımak önemli…Tabi, ilgili memura göre, gündeme taşısakta sesimizi duyurma şansımız yokmuş!

 

///                            ///                             ///

 

2 gün önce yukarıdaki olayı yaşadım, bugün de;  SGK Merkezine gittim bir dilekçe vereceğim.  Evrak bölümündeki memura dilekçeyi gösterip, bunu vereceğim, bana da bir tarih sayı verirmisiniz? dedim. Evrakı eline aldı, okuyor, bakıyor, “sen ilk önce yukarı çık işveren servisiyle bir görüş..”dedi.

 

 Kardeşim, ne yapacağım yukarıda, niye görüşeceğim, ben dilekçe veriyorum, sen görevini yap, dilekçemi al! dedim ancak rahatsızda oldum. Senin işin burada dilekçe almak, kayıt etmek, ondan sonra ister çöpe at, ister yukarılara sen gönder! Vatandaşa böyle zorluk çıkarmayın! dedim. Baktı, yüzüme haklılığımı da görünce evrakı aldı, bilgisayara işledi, tarih ve sayı numarasını verdi. Ben de teşekkür edip çıktım.

 

   Tabi, anladım ki, kurumun evrak yükünü azaltmak için böyle bir yönteme başvuruyorlar…Biraz da sorumluluktan kaçmak oluyor tabi bu…Çünkü, devlet kurumu her dilekçeye cevap vermek zorundadır. Her dilekçe verildiğinde,  resmi bir evrak niteliği taşıyor. Sorumlulara da sorumluluk yüklüyor.

 

   Müdür bey yerindeyse hem konuyu anlatıyım dedim, hem de bilgi alayım dedim ancak müdür bey yerinde olmadığı için selamlarımı bırakıp döndüm.

 

   Hangi konu olursa olsun  Tüm mesele “kurumsallaşamamaktan” başka bir şey değil.  Devlet kurumları var ancak bu kurumlar halen  ilgili ve yetkililer üzerinden insiyatifle yürütülmeye çalışılıyor…Kurumsallaşma da biraz sıkıntı çektiriliyoruz.  Tek eksiğimiz bu. Kurumsallaşmak zorundayız, kurumsallaştırmak zorundayız. Şikayetçi mi var, dilekçeyi alacaksın, eksik gedik varsa onu da dilekçeyle bildireceksin, işler yavaşmı yürüyor o zaman hızlı yürümesi için sistemini gözden geçireceksin,  yoksa vatandaşa zorluk çıkararak değil…

 

///                              ///                                 ///

 

   Kaç defa bu gazete de yazdım…Hatta, gidip söyledim etkili ve yetkililere de… Konya Yolu üzerinde bulunan Gülermak’ın işgalci olduğunu, ağaçlandırılmış yeşil alanı işgal ettiğini, git gite yok ettiğini, orada tahribat yaptığını…Burası herkesin ortak kullanabileceği, nefes alabileceği yeşil bir alan…Gölbaşı'nın giriş çıkışı, vitrini, Yakup Odabaşı döneminde 45. Yıl hatıra ormanı olarak açılışı bile yapıldı.

 

Ondan sonra ne oldu söyleyim. Park ve Bahçeler Müdürlüğü personeli hiç uğramadı, içinde kamışlar, otlar büyüdü. Halen duruyor. Çam ağaçlarının  bir kısmı tahrip edildi, bir kısmı duruyor. Birkaç yazıdan sonra Gülermak yetkilileri çevresine mazı dikti ancak içerisini kullanıyorlar. Yani, yeşil alanı iptal edip, otopark yeri, depo alanı gibi kullanıyor…

 

Bu parselin devamı olan bölge de atıl durumda halen belediye yetkililerinin elinin değmesini bekliyor…Yine, buranın devamı olan ZİÇEV yanında bulunan metruk binaların önündeki  (79.Cadde bitişindeki) ağaçlandırma alanında onlarca ağaç kasıtlı mı kurutuluyor acaba…Neden buralardaki ağaçlar kurutuluyor, neden çimlendirilmiyor!..Bunu da muhalif siyasetçiler sorsun!

 

Buraları defalarca yazdık, söyledik…Neden kimse bakmıyor. İmara mı açılıyor ya da açılacak onu da bilmiyoruz. Ancak, buralar Gölbaşı’nın nefes alabileceği herkesin ortak malı olan yeşil alanlar…Ben daha ne söyleyeceğimi bilmiyorum.  Kim duyacak bu sesleri, kim  dur diyecek bu işgale..

 

KİM.. KİM.. KİM… Yoksa, Nasrettin Hoca’nın Timur’a götürdüğü fil misali mi olacak!

 

    Bende  yavaş yavaş sisteme ayak uydurmasını öğreneceğim ancak demek ki daha zamanı var...Oğulbey ile Karaoğlan arasındaki bölgeye Sanayi Sitesi yeri ayrılacaktı. Orada yüzlerce dönüm  hazine yerleri, mera yerleri bozularak, imara açılacaktı..Ne oldu, bilmiyorum... halen bir haber varmı yokmu onu bakın yazmıyorum...Ancak, bir siyasetçi, bir yetkili ve ilgili çıkıp şunu derse; "Biz orada hazine ve mera alanlarını imara açmadık, açmayacağız.." derse bunun üstüne söylenecek birşey kesinlikle yoktur..

 

      Bunu da GÖLDER Başkanı Gürsel Demirci  araştırsın, söylesin biz yazalım! Yine, Yakup Odabaşı döneminde yapılan İncek Kültür Merkezi'nin bu dönemde  Büyükşehir Belediyesi'ne devredildiğini öğrendim. Büyükşehir Belediyesi'de burayı lokanta olarak bir işletmeciye kiraladıkları iddiası var, konuyu şimdi balıklamasına detaylı yazmıyorum. Belki gazetemize ihbar edenler yanılıyor olabilirler...Yani, her önüme geleni de yazmıyorum pat diye..Ne yapayım, yine tanıdıklar yine küsecek ya, sağlık olsun!


 
///                           ///                           ///

 

Geçen hafta Serkent Sitesi ve Kooperatifi ile ilgili bir yazı yazdım.   Yine aynı şekilde burada  da “kurumsallaşamamanın” sıkıntısı var.  Hep kişiler üzerinden yürütülmüş yönetimler, kişiler üzerine kurulmuş sistem…Onun için de sürekli sorun yaşanıyor.

 

   Bu gazetede yazmış olduğum bir yazının yanına  www.golbasininsesi.com      internet sitesinden de ayrı ayrı 3 yazı kaleme aldım. Son 5 yıllık yönetimleri anlatmaya çalıştım.  Bu yazılarım bana göre en hafif/nezaketen haliyle yazılmış yazılar olup,  kurumsallaştırmaya çalıştığımız bir sitenin, neden kurumsallaştırılmadığını ortaya koyuyor.  Son 5 yılın yöneticileri ya cahilliğinden, ya da kurnazlığından bu siteyi/kooperatifi iyi yönetememiş…İncelendiğinde bakıyorsun ki  bu zaman diliminde hep aynı kişiler hem yönetici, hem de denetici olmuş ve birbirlerini sıkıntıya sokmuyorlar, bir yerde birbirlerini koruyorlar...

 

      Bakın yazıyoruz, kimbilir kaç kişi daha bana küsecek, belki kızacak, belki arkadaşlığını bitirecek? Niye yazdın, söyledin diye sitem edecek…Ne yapmak gerekiyor bu sorunları çözmek için…Umudum Yeni Türkiye söylemi idi ancak şimdi böyle olacaksa bu Yeni Türkiye olmasın daha iyi..

 

    Gölbaşı’nda bunlar hep benim karşıma çıkmak zorundamı, ancak bu hep oluyor...İşte bizimkisi karınca misali, belki bu sorunları bir yetkili ya da ilgili okurda, bak böyle şeyler oluyor,buna bir çözüm üretelim, bir bakalım der,  kamu yararı işler yapılmasına aracılık eder...

 

// /                         ///                                 ///

 

    Gölbaşı Kaymakamımız Şahin Aslan’ı ziyaret etmek istedim. Kendisi Pazartesi gününe kadar izine ayrılmış. Yerine, Bala Kaymakamı da izinli olunca, Çankaya Kaymakamı bakıyor.

 

  Kaymakamımız Şahin Aslan’ın bir yakınının rahatsızlığından dolayı izine ayrıldığını öğrendim.  Bende hastaya acil şifalar diler, geçmiş olsun dileklerimi iletirim.

yorum
*Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görecektir. *Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görmeyecektir.
2 + 1 =  *Gerekli | İşlem Sonucunu Kutuya Yazınız.