Gölbaşı :
z     z
01 Şubat 2019, 06:24
pPaylaş : Google PlusGoogle Plus    FacebookFaceBook    TwitterTwitter  
  s   Bayram Türkmez

Anladık ki, ilçe teşkilatlarına hakim olmak gerekiyor!

ARKADAŞIMA AÇIK MEKTUP…

 

   Anladık ki,  ilçe teşkilatlarına hakim olmak gerekiyor!

 

Bir de bir gurubun içerisinde yerini alacaksın!

 

   İkisi bir olmaz ise siyasette söz sahibi olma şansın yok! İstersen  topluma çok faydalı, çalışkan, üretken ya da kamu yararına birçok işler yap. Hiç farketmiyor ya siyasetin içinde aktif yer alacaksın, bu da yetmiyor teşkilatta söz sahibi olacaksın, bir de herhangi bir gurubun içinde yer alacaksın!

 

   Olmuyor diğer türlü arkadaşım…

 

    Hadi diyelim ne bir gurubun içerisindesin, ne de teşkilatta söz sahibisin o zaman genel merkez yöneticileriyle bir bağın olabilmeli, birisinin yakınının yakınında olman bile yeter. Bu durum bile etkili olur başkan adayı olmasan bile meclis üyesi adayı olmana yeter…

 

    Ben 30 yıllık yerel gazetecilik yaşamımda hiç görmedim ki, Göbaşı’nın şu alanlarda ihtiyacı var, bu alanlarda başkan ya da meclis üyesi adayı belirleyelim diyeni…  Hiç olmadı,  İlçemizin markası olan Sevgi Çiçeği’nin dilinden anlayan akademisyan ya da sosyal insanı,  Gölbaşı’nın var olma nedeni olan Göllerimizin dilinden anlayan göl bilimci, hatta bir çevre akademisyeni bile yok. Andezit Taşı ile ilgili durumu uzmanını söylemiyorum bile... İlçemizin tarihi zenginlikleri var ancak bir tane arkeolojisi bile yok belediyenin, Turizm kenti Gölbaşı ancak inanırmısınız bir tane bile bu alanda uzmanı,  Tercüman bile yok. Yabancı bir heyet belediye ye gelse sağdan soldan tercüman arayacağız. Dahasını da şöyle söyleyim, ilçemizin ne kadar özelliği var ise, bu özelliklere hitap eden ne akademik, ne bir ilgili sosyal ve uzman insan vardır!  Hatta, bu alanlar ile ilgili birimler bile yok!

 

     Seçim zamanları, meclis üyelerinden teşkilatlar ya da belediye başkan adayları bunları ihtiyaç görmüyor da, seçilen belediye başkanları neden kadrolarına almıyor! Sözleşmeli de olabilir di! onu bir türlü çözemedim!   Emlakçılar, lokantacılar, Müteahhitler, Esnaflar ya da … meclis listelerinin olmazsa olmaz adayları arasında çoğunlukta,  ancak ilçenin ihtiyaçlarına hitap edecek uzmanlar neden yok!

 

   İlçemiz de yok mu! acaba diyeceğim ancak bilemiyorum gazete ilanı verilse heryerde bulunur ancak bu seferde son dönemde moda olan "İTHAL ADAY İSTEMİYORUZ!" lafı dolaşıyor.  Neymiş efendim,  Gölbaşı nın tozunu, çamurunu çiğneyecek , burada yaşayacak insan olacak illa ki!

 

   Niye ithal  olmayacak derseniz, Gölbaşılıların hakkını aramasını bilmezmiş, çünkü dışarıdan gelince kıymet bilmezmiş!

   Ne desem ki bilemedim mesleki hayatımda  yaklaşık 200 civarında meclis üyesi gördüm. Şöyle geriye doğru baktığımda 190’ı Gölbaşılıları düşünmedi, Gölbaşılıların ortak menfaatlerini korumadı, kamu hakları konusunda sessiz kaldı…Herşeyi  başkan ya da teşkilat yönetimi uğruna feda etti. Eh şimdi bu 190 kişi Gölbaşının çamurunu çiğnemiş, suyunu içmiş burada yaşamış insanlardı, niye hiçbir iz bırakmadan kaybolup gittiler!

 

    Geçen gün de sosyal medya dan sordum, “Bugüne kadar Meclis Üyeliği yapıpta ilçemizde iz bırakan var mı?” diye ve 1 kişi bile şu, şu, bunu yapmıştır demedi! Yok mu hiç yakınları, işe aldırdıkları, rant sahibi yaptıkları insanlar en azından bazı meclis üyeleri için isim verebilirler di “bu arkadaşlar bişeyler yaptı” derler diye düşünüyordum ancak olmadı. Demek ki, insan vicdanı ile başbaşa kalınca böyle suskun kalabiliyor. Sonucun da, kamu haklarını korumaktan, üretmekten uzak olduktan sonra Gölbaşının çamurunu çiğnese, havasını solusa ne olacak! İndir, kaldır muamelesi gördükten sonra ne olacak!

   Bunları aşmak lazım ve ilçenin ihtiyaçlarına göre tercihleri yapmak lazım.

 

 Sevgili Arkadaşım,  seninle en az 20 yıldır birlikte hareket ediyor ve gerek sosyal yaşamda, gerek kamu alanında birçok projeye imza attık.  Hiçbir siyasi teşkilattan, hiçbir  başkandan bir teklif almadık! Hiçbirisi de çağırıp demedi ki, “Arkadaşlar, böyle yetenekleriniz var, böyle çalışmalarınız var gelin birlikte çalışalım, gelin şu proje üzerinde yoğunlaşalım ya da var olan projeniz var ise onu uygulayalım, veyahutta ilçemize ne yapabileceksen bu konu da bizleri yönlendirin…” diyen olmadı. 

       Ancak, biz kendimiz gittik bir dönem Gölbaşı Şenliklerinde çalışmalar yaparak katkı verdik. Belediye ye gerek GÖL-DER aracılığı ile gerek şahsım olarak 4-5 proje sunduk. Hatta tüm gurup olarak ilçe başkanlarını gezmiştik te Arkadaşın, katkısının olduğu 4 parselle ilgili düşünsel projeleri dosya halinde de vermiştik teşkilat yöneticilerine…

 

    Kendime bakıyor, sunmuş olduğumuz projelerden sadece "Mogan Foto Safari"  projesini gerçekleştirebildik." Onu da zorla ve sırf bizim üretimimiz oldu diye arkasını getirmediler. Güya geleneksel hale getirecektik..."Gölbaşını Markalıyoruz" diye proje sunduk, hatta bu konu da uygulama modelimiz bile vardı ancak raflarda tozlandırdılar. Ve diğer  çalışmalarımız…Hiç biri gerçekleşmedi ya!

 

   Vay be, ne kadar iyiniyetli bakıp, güzel çalışmalar yapıyorduk ancak gördük ki seçilenlerin umurunda bile değil, bu projeleri Gölbaşının çamuru çiğneyip, tozunu yutanlar, kahrını çekenler yapmışmış hiç önemli değilmiş! GÖLDER diye bir STK oluşturduk ve bunu Ankara da da marka haline getirdik, siyasete alet etmedik.  ilçemizin birçok haklarını bu dernek üzerinden koruduk, halen bölge basınının gazete küpürleri bende arşivimizde duruyor...

 

  Ben şahsen çok umutluydum yöneticilerden; katkım olabilecek, eksik gördüğüm konularda fikir üretip sunuyordum ancak siyasetçiler ya da seçilmişler için bunlar önemli değildi, çünkü onların varsa işi güçü kendi ekibinin kalkınmasını sağlamak, gelecek seçimler için  yatırımlar yapmak  ve de belli guruplara hizmet etmek…

 

     Ne oldu sonucun da arkadaşım bunlar hep bildiğini okudu. NEDEN diye çok sordum ancak bir cevap bulamadım. Acabalar çok oldu. Birisi de,  bu hain  FETÖ Cemaatinin ilçemizde etkili olduğunu biliyordum, burasını pilot bölge seçtiler diye 20 yıl önce de duymuştum!. ancak bu kadar da örgütlü olduklarını düşünmemiştim. Rantiyeciler ve Şantiyeciler için bunlar önemli değildi, onların çıkarları olsunda ister fetö olsun, ister çetö… olsun. Yeri gelince vatan, millet, sakarya edebiyatları yapacak birileri, akrabaları  vardı nasıl olsa… Bir ara etnik ırkçılar faaliyeti gösteren gurupları yazmakla  meşguldüm, onlarla ilgili eleştirilerim oldu! Bunlar zaten kapalı guruplardı!  Bunlar niye hep benim gözüme batıyordu ve ilgi alanıma giriyordu ki! Sanki, ben gazeteciliğimle memleketi kurtaracağım!

 

     Anladık  ancak,  bu süreçte bizler çok yorgun düştük! En başta ben gazeteciliğimin yanısıra sosyal yanımla da bu tür odakları da yazıp çizmekle yorgun düştüm! Benim üzerimden siyaset yapanlar, senin üzerinden siyaset yapanlar var ya, işte bunlar bizleri yordu!  Sadece yormakla kalmadı beni törpiledi! desem yeridir.  Çünkü artık proje üretmekmiş, ilçenin ihtiyaçları konusunda çabalar sarfetmekmiş …gibi heyecan yaşamıyorum.  Sen de halen bu heyecan var ancak ben de kalmadı! Ancak, sana da önerim bir daha böyle hemşehri olsun çamurdan olsun diye siyaset yapanların kovanına çomak sokma!

 

    Ancak, NEDEN! Sorusunun cevabının karşılığı halen yok!

      Hadi ben,  ilçemizde FETÖ hainleri de olmak üzere bazı cemaatlerle  20 yıl önce de ters düştük, sorunlar yaşadık, hatta mahkemelik oldum…Hatta,  o dönemler şikayet ettiklerim, ,yazdıklarım…vs  oldu. Bu bizim önümüzde bir engelmiydi sorusu halen güncel!

    .  Bir de, gençleri basın olarak hep destekledim, İlçemizde yerli/yabancı diye insanlarımız ikiye bölen, 2 şer dönem belediye başkanlığı yapan Erdal Eren ve Mümtaz Sarıtaş yerine karşılarına yeni genç siyasetçilerin çıkması için  hep gazetelerimle destekledim.Onların siyaset sahnesinde yerini alması için çok yazılar yazdım.  İşin açıkçası bu iki başkana hiç sıcak bakmadım, nedendir bilemem bir kötülüklerini de görmedim ancak Gölbaşı’nda ikisinden başka siyasette söz sahibi olmasını demokrasi adına yakıştıramadım, bir de kendi yakınlarını desteklemelerini duymalarıma, görmelerime! gönlüm razı olmadı sanırım. 

 

     Başka şeyleri de etkilemişti., Karşıyaka Mahallesi’nde bahçeli gecekondu da otururken 1970 li yıllarda şikayet üzerine,  Gümüş isimli köpeğimizi tüfekle zabıta memurlarının vurup öldürmesi çok zoruma gitmişti. Bir de ikamet ettiğimiz arazi  el senedi ile satın alınmış, buraların tescillenmesi için rahmetli babamın biryerlerden söküp kamyonla getirdiği  4-5 mt. Yüksekliğinde ki ağacı bahçemize dikmesi ve onu yine belediye zabıta ekiplerinin gelerek söküp götürmesi de bende eski yönetim zihniyetinin iyi olmadığı yönünde iz bırakmıştı. Acaba bu olaylar belediye eski yöneticilerine soğuk bakmama neden oldu mu bilemiyorum?  Ancak, en büyük etken  halkımızı yerli – yabancı diye ikiye bölmeleriydi sanırım…

 

   Maalesef yıldızlarımız bir türlü barışmadı bu usta siyasetçilerle, onlar bize karşı büyüklüklerini  göstermedi, biz de gazeteciliğimizi bunlar için yapmadık! Bunun da etkisini yaşadığımızı söyleyebilirim! Ancak, desteklediğimiz yeni nesil, gençler ne oldu? dersen, bunlarda birbiriyle uğraştı!  Pekala bunların üzerinde bizlerin hakkı yokmuydu!

    Tabi ki haklarımız vardı, ancak, bunların hesabını ne sen, ne de ben yapıyorum. Hani bana," helal ediyormusun hakkını desen", "ben Allah’a havale ettim!"derim. Ben artık böyle şeyler  düşünmüyorum. 

 

     Bu zamandan sonra ben ne yapabilirim ki, zaten epeyden beri emeklilik düşüncelerini yaşıyorum,  kimseye eyvallah etmeden bugüne kadar gelebildiysem, bundan sonra da şartlarıma göre giderim! Senin de bilirim eyvallahın da yok, ihtiyacın da yok ancak siyasette bir etkili insanımız olsun! dedik.  Bu şartlarda olmuyor, olmayacak ta belli ki…

 

    Şu anda seçim ortamı nedeniyle  teşkilatlar  çok yoğun ancak  seçimi kaybedenler kendi kabuğuna çekilecek, bugünki teşkilat yoğunluğu ve heyecanı olmayacak. Belki de o anda yeniden başlamak lazım…

      Dikkat ettin mi, biz kimseyle  hiç uğraşmadık ancak hep bizimle birileri uğraştı, üzerimizden siyaset yaptılar ve yapıyorlar... Kimisi de yanıbaşımızda olan bunlar kimdi!    Mazlumun ahını da alıyorlardı ve zaman içinde onların  yaptıkları yanına kalmıyordu! ancak bir yol açmışlardı ve bu yolu yürüyenleri vardı!

 

  Ve yine onların istediği oldu arkadaşım,  Onlar hep kazanıyor…Meclis üyesi listeleri çıktığında sende bunu göreceksin!  Ancak umutsuzluğa yer yok, bizlerin bu alanlarda ektiği tohumların meyvesi en az 10 yıl sonra ortaya çıkıyor. Toplum bilinci bu şartlarda pat diye boyut atlamıyor. Zaman en güzel ilaç.

 

  Hep derim ya ;  Ülkemde, Partiler kanunu, seçim mevzuatı değişip seçileceklere kriterler getirilmedikten sonra, seçilenlere en fazla 2 dönem şartı gelmedikten sonra, parti değiştirenlere belli süreler seçilmesi engellenmedikten  sonra bu siyasetin yapılanması da  böyle gidecektir. Kamu yararı hiç düşünülmeyecektir!

 

      Herşeyin bir vakti var derler ya, demek ki vakit siyaset yapma vakti değilmiş arkadaşım…Yalnız bir gerçek var ki, Gölbaşı'nda çok güzel çalışmalar da yaptık!

 

"Vardır bunda da bir hayır" diyeceğiz ve hayata gülümsemeye devam edeceğiz…

 

Selam ve Saygılarımla

01.02.2019

Bayram Türkmez