Gölbaşı :
z     z
20 Aralık 2011, 23:44
pPaylaş : Google PlusGoogle Plus    FacebookFaceBook    TwitterTwitter  
  s   Misafir Yazar

Kuzey Kore Hakkında birkaç söz...

Kuzey Kore Hakkında birkaç söz...

  KUZEY KORE HAKKINDA BİRKAÇ SÖZ

 

 Zeki Sarıhan

 (Türkiye-Kore Dostluk Derneği Eski Başkanı)

 

              Bizde Kuzey Kore olarak bilinen, resmi adı Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin ikinci devlet başkanı Kim Jong İl öldü. Türk basınında haber, duydukları büyük acı ve gözyaşlarıyla adeta kendinden geçmiş Korelilerin resimleriyle birlikte yer aldı. Yapılan bazı yorumlar, Türkiye'nin Amerika'nın çıkarlarını kollamak için Kore'ye asker gönderdiği 1950'li yılların havasını taşıyor. Halkını aç bırakan buna rağmen lüks içinde yaşayan bir lider. Kuzey Kore bir hapishane. Fırsatını bulsa milletin tamamı ülkeden kaçacak ama dikdatör fırsat vermiyor...

             Kuzey Kore'ye 2000, 2001 ve 2008'de üç sefer gidip burada toplam olarak 40 gün kalan, bu ülkeyi iyi tanımak için gözlerini ve kulaklarını dört açan, Kore'nin bağımsızlık ve sosyalizm tarihini iinceleyen biri olarak bu yayınlar karşısında söyleyecek bir sözüm olmalıydı. Esasında bunu ilk iki gidişimin sonunda yazdığım "Doğu'nun Seher Yıldızı Kore adını taşıyan ve 2002'de basılan kitabımda anlatmıştım. 2008'de bu ülkede yaptığım üçüncü gezi de o kitapta yaptığım saptamaları doğrular nitelikteydi.

             Kuzey Kore halkının, Kim İl Sung'a ve onun ölümünden sonra oğlu Kim Jong İl'e karşı tapınma derecesindeki saygısını Türkiye'den anlamak pek mümkün değildir. Ben de Korelilerle bu konuyu tartıştım. Verdikleri cevaplarda sömürgecilik döneminde japonlar tarafından nasıl aşağılandıklarını, ülke zenginliklerinin yağmalandığını, kızlarının japonyaya esir olarak götürülüp  satıldığını anlattılar. Her şeylerini, milli kurtuluş ve sosyalizm için verdikleri savaşta Kim İl Sung'a borçlu olduklarını söylediler. Bu Çin halkının bir zamanlar Mao'ya, Türkiye halkının bir zamanlar Atatürk'e gösterdiği saygı ve bağlılığın benzeriydi.

         Kim İl Sung, feodal koşullar içinde, yoksul ve sömürge bir Kore'den bağımsız ve sosyalist bir halk çıkaran devrime önderlik yapmıştı. Kore halkı, kölelikten, sömürüden kurtulmuş, insan olma onuruna erişmişti ve şimdi 1930'lu yıllarda Atatürk'ün Türk Tarih Tezi'ni ortaya atarak yaptığı gibi Kore tarihine sarılmıştı. Bu tarihi 5.000 yıl öncesine kadar götürüyor ve nerdeyse insanlığın beşiğinin Kore toprakları olduğunu savunuyordu.

          Bugünkü Kuzey Korelilerin en büyük rüyası, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Amerikan emperyalizmi tarafından bölünmüş Kore topraklarının tek bir devlet altında birleştirilmesidir. Bunun gerçekleşmesi için Güney Kore'nin sosyalist olmasını bile şart koşmuyorlar. İki rejimli bir konfederasyon olmaya bile razılar.

          Bugün haritada iki Kore'nin bulunması, tamamen Amerika'nın bu bölgedeki çıkarlarıyla ilgilidir. Çin devriminin önünde tutunamayan Amerika'nın Tayvan adasını elinde tutarak burada bir devleti yaşatmasından farksızdır. Fakat bu konuda Türk tarihinden bir benzetme yapmak daha kavratıcı olacaktır. 26 Ağustos 1922'de Büyük Taarruz'a geçen Türk ordusunun Yunanlıları perişan edip İzmir'e kadar gittiğini, fakat İngiltere'nin ve müttefiklerinin duruma müdahale ederek Türk ordusunu yeniden Sakarya boylarına kadar sürmesini, burada bir ateşkes yapılıp Türkiye'nin Batı bölgesinde İngiltere tarafından korunan ve beslenen bir Türk devleti olduğunu düşününüz. Herhalde Kuvayı Miliye Ankarası, ülkenin bütününü kurtarmak için bugün Kuzey Kore'nin takındığı tutumu takınırdı. Atatürk'ün Hatay'ı anavatana katmak için savaşı göze aldığını unutmayalım.

          Türkiye-Kore Dostluk Derneği'nin başkanlığını yapmış olmaktan memnunum. Birkaç kez Türkiye'ye gelen Kore-Türkiye Dostluk Derneği'nin yetkilileriyle görüşmelerimden başka Kuzey Kore'de bazı kentleri ve köyleri, kollektif çiftlikleri gezdim. Birçok okulunu ziyaret ederek öğrenci etkinliklerini gördüm. Onlarla konuştum. İşçi evlerini ziyaret ettim. Lokantalarında yemek yedim. Hatta küçük bir rahatsızlığımı bile bahane ederek hastanelerini bile gördüm. Müzelerini, kütüphanelerini ziyaret ettim.

         Benim ve birlikte gittiğimiz diğer arkadaşların gözlemi burasının bambaşka bir ülke olduğudur.  Amerika'nın diş geçiremediği, sosyalizmde israr ve inat eden, yurt sevgisinin ve vatan bütünlüğünün bütün halkın içine işlemiş olduğu modern bir halk. Amerika'nın ve müttefiklerinin başını ağrıtan da budur. Yoksa burada çok partili hayatın olmayışı değil. Amerika'nın kendi işbirlikçilerini yaratıncaya, ülkeyi yabancı sermayenin bir cenneti yapıncaya kadar da Kuzey Kore aleyhindeki propogandaya devam edeceği anlaşılıyor.

        Kuzey Kore halkı, Küba, Vietnam ve bir zamanların Türkiye halkı gibi kahraman bir halktır. Bu nedenle bütün dünya milletlerince örnek alınmalıdır. Türkiye'yi yönetenler, Amerika'nın gözlerinin içine bakarak komşularına karşı efelik taslayacaklarına Kore yöneticilerinin bu onurlu tutumunu örnek alsalar daha iyi olurdu.

         Asya'nın doğusunda emperyalizme teslim olmamış ve ABD ile hâlâ savaş halinde olduğundan ulusal servetinin önemli bir bölümünü savunmaya ayırdığı için ekonomik sıkıntılar çeken bir halk var. Asya'nın en batısında olan Türkiye'nin bir zamanlar yedi düvelle baş edip bağımsızlığını kazanmışken şimdi bunu göze alamaması, üzerinde derin derin düşündürecek bir konudur.

        Kuzey Kore halkı, milli kahramanları Kim İl Sung'un ölmünde yaptıkları gibi  onun yadigârı gibi gördükleri oğlu Kim Jong İl'in ölümü karşısında acılarından yerlere yatıyorlar.  Fakat, onların emperyalizmin önünde secdeye kapanmamak gibi soylu bir tutumları olduğunu gözden kaçırmamak gerekir.  (20.12.2011)

YUSUF ~ 28 Aralık 2011, 12:43

amerkanın köpeği olmuşsun yalan yanlış şeyler yazma

yorum
*Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görecektir. *Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görmeyecektir.
3 + 4 =  *Gerekli | İşlem Sonucunu Kutuya Yazınız.