Gölbaşı :
z     z
01 Mart 2018, 16:16
pPaylaş : Google PlusGoogle Plus    FacebookFaceBook    TwitterTwitter  
  s   Bayram Türkmez

Gölbaşı'nda siyasi dengeler heran bozulabilir!

Gölbaşı'nda siyasi dengeler heran bozulabilir!

SİYASETÇİLER, ERKEN SEÇİM VARMIŞ GİBİ KONUŞUYOR!

YA GÖLBAŞI’NDA NELER OLUYOR?

 

   Herkes herşeyi konuşuyor ancak şu partiler kanunu ve seçim mevzuatının değişmesini konuşmuyor.  Daha bunları konuşmak için erken mi! acaba desem, çok geç kalındığını da söyleyebilirim.

 

Partiler belli gurupların tekelinden kurtarılmadıktan sonra siyaset, bu ülkenin gelişiminde her zaman önemli bir olumsuzluk getirecektir. Öncelikle parti teşkilatlarını dinsel, etnik ve akrabacılık tekellerinden kurtarmak lazım. Artık, hemşehriciliği de söylemiyorum bile. 

 

Bunlarla ilgili yasalar çıkması lazım.  Dinsel, Etnik, Akrabacılık ya da Hemşehricilik alanlarındaki öğrütlenmeler siyasi partilerin teşkilatlarında etkili olmayacak şekilde çalışmalar yapılmalıdır. Bazı kriterler getirilmelidir. Sadece bunlar için mi; Aday olacak; delegesinden tutunda milletvekili ne kadar belli kriterler getirilmesi lazım. Zırt pırt parti değiştirenlerin önüne geçmek lazım. Ön seçimle adayların belirlenmesi lazım. Yani, her vatandaşa eşit şekilde siyaset yapma hakkı sağlanmanın yolları açılmalıdır.  Seçilenler en fazla 2 dönem işbaşında kalmalıdır. Bu sadece siyaset için değil, STK’lar içinde böyledir.  Bu Türkiye’nin olmazsa olmazlarındandır . 

 

    Bu konularda kimse konuşmuyor ancak yeni model seçim sistemi olan yüzde 50 artı 1 için neler yapılabilir? Kim, kiminle ittifak kurabilir? Gelin sizde ittifak kurun? Yok yok biz onlarla ittifak kurmayız! Gündemi meşgul ediyor.

 

///                         ///                         ///

 

    Bu yaşanan olağanüstü halde,  iç ve dış terör mücadelesinin de artık önüne geçti bu durum. Hükümetin yaptığı en güzel çalışmalardan birisi iç ve dış terör odaklarını yok etmeye yönelik çalışmalar olup,  sağcısı, solcusu her kim varsa vatanseveri bunu destekliyor ve sonuç bekliyor.

 

   Tabi , PKK gibi 40 yıldan beri silahla terör guruplarının yanısıra,  FETÖ gibi  50 yıldan beri de silahsız terör estirip ülkemizi ve milletimizi bölmeye, parçalamaya, birbirine kırdırmaya yönelik çalışmalar yapan bu hainlerle mücadele kolay değil. Sadece bunlar değil ki, birde 60 yıldan beri örgütlenen silahsız terör örgütlerinden etnik ırkçılar var ki,  bunlarla daha yeni yeni mücadele edilmeye başlandı.

 

    Bunlarla mücadele uzun soluklu olacaktır belli ancak mücadele yöntemlerinin değişmesi gerekiyordu işte bu hain FETÖ ihanetiyle yeni bir mücadele modeli ortaya konulmuş oldu. Bundan sonra etnik ırkçılık yaparak Türk milletini  parçalara ayırmak isteyen bölücülerle de aynı şekilde mücadele edileceği ortaya konuldu.  Bu ülkemizin ve milletimizin birliği, bütünlüğü açısından güzel bir gelişmedir.  Milletimizin birliği, dirliği sağlanıp, korunduktan sonra ister içerideki hainler, ister dışarıdaki düşmanlar hiçbir zaman amaçlarına ulaşamayacaklardır.  Fitne tohumları ekenleri, geçmişiyle halen hesaplaşma adı altında milletimizi kutuplaştırmaya çalışanları, geleceğimiz olan çocuklarımızı bilim, ilim yolundan uzaklaştırırak geri kalan ülkeler arasına sokmak isteyenleri, din istismarcılarını vd tüm fitneleri  tanıyıp, bu düşmanlığı neden yaptığını derinlere inerek öğrenmemizde fayda var.

 

 Bunun için de; her insanın farklı düşüncesine saygı duyarak , İnsanı Yaşat ki, Devlet Yaşasın! düsturuyla hareket etmenin faydalarını uzun vadede göreceğiz…Yeterki, Türk milletindeniz deyipte, etnik ırkçılık konusunda kurumsal çalışıp, misyonerlik yapılmasın.

 

  Hepimiz birliğimiz, dirliğimiz için kendi alanımızda bir çaba sarfetmeliyiz…

 

  Kardeşi, kardeşe kırdırmaya, böldürmeye, kutuplaştırmaya vatanı koruma adı altında intikam duygusuyla hareket eden asalakların /Bukelamunların …temelinde de;  ya dinsel ya da etnik ırkçılık olduğunu, bunların bu milletin bir parçası olmadıklarını göreceksiniz.  Biz bunları tanıdıkça huzura ancak ereceğiz…Kişisel olarak her insan istediği gibi yaşama hakkına sahiptir ancak bunu kurumsal ya da misyonerlik davasına getirdiğinde birliğimize, dirliğimize sıkıntıdır.

 

Yoksa, bu vatanı bizlere kanlarıyla sulayıp emanet eden ecdadımızın ve  bu topraklar için;  görevde -operasyonlardaki şehit düşen güvenlik güçlerimizin ruhları da şad olmaz.

 

///                 ///                       ///

 

   Aslında böyle genel yazılar yazmak bana göre değil çünkü bu tür yazıları ulusal basında yazan, televizyonlarda anlatan birçok uzman var, ancak ben lafı biraz uzatıyorum Gölbaşı’na getirmek ve düşüncelerimi soranlar için;  Gölbaşı’ndaki siyaseti anlatmak için önce genel siyasetteki düşüncelerimi de anlatıyorum...

 

  Gölbaşı siyasi gündemi ile ilgili benimde düşüncelerim var. Birçok ziyaretler yapıyorum, fikirlerimizi paylaşıyoruz, vatandaşlarımız gazetemize yazıyor, anlatıyor vs.

 

  Yukarıda anlattığım genel konuların aynısı Gölbaşı’nda da yaşanıyor. Yani, siyasetteki Akrabacılık başta olmak üzere, dinsel, etnik ve hemşehricilik etkileri halen kırılmadı. 

 

     FETÖ dan dolayı dinsel guruplar biraz geri çekilerek sessiz kalırken, etnik ırkçılık yapanlarda FETÖ haini ile mücadelenin aynısının kendilerinin başına geleceğini hiği için! sanırım onlarda artık sessizliğe bürünüp, geri duruyorlar. 

 

    Gölbaşı'nda FETO cülerle neler yaşadığımı.  Bunlarla nasıl birbirimize girdiğimizi  sonra bir yazımda anlatırım, şimdi uzatmayım.!

 

   Bunların geri durması, yeraltına inmesi yada geri çekilmesi önemli değil…Sonucunda var olan şeyler, siyasette yaşanılanlar. Ben bunlarla ilgili birçok örnekler verebilirim. 

 

  Ancak lafı uzatmak istemiyorum.  Şimdi den erken seçim gündeme geliyor, partiler ittifak arayışlarıyla gündem oluşturuyorsa bu durum bizim ilçemizi de yakından ilgilendiriyor. 

 

   Ve benim de rahatsız olduğum bazı konular var. En başta seçim mevzuatı, partiler kanunu...

 

     Yerel de sıkıntılar oluyor. Bu rahatsızlıklarım konusunda bazılarını da uyardım, nelerle karşılaşabileceklerini söyledim. Yani, dost işi yaptım. Rantiyecilere ve şantiyecilerle etrafınızı kuşattırmayın! dedim, çünkü halen saf bir şekilde çok iyi niyetli düşünüyorum.

 

     Zaten bizim yapacağımız bişey de yok.  Yakın tanıdığımız ise söyleriz, tanımadığımız ise yazarak anlatırız. Gerisi siyasetçilerin ya da aday olacakların bileceğidir. 

 

      Ben Gölbaşı’nda siyasi tabuların yıkılması taraftarıyım.

     Gençlerin siyasette etkili olmaları gerektiğini ve artık onların yönetmeleri gerektiğine inanıyorum. Onun için de bazı tabuların yıkılması lazım.

      Mesela,; en başta etkili olan hemşehricilik bağlantılarının, akrabacılık bağlantılarının ortadan kalkması lazım. Belli akraba guruplarının yerel yönetimde etkili olması da iyi bir şey değil. Tüm halkımızı kucaklamıyor sonucunda, baktığınızda hep bu akrabalara ya da hemşehri guruplarına çalışıyorlar. Bu adaletsiz bir durum.

 

   Gölbaşı’nda bunların değişmesi lazım diyen çok insan da var,  ancak şu şartlarda bu çok zor.

 

///                 ///                 ///

 

 Seçimlerde en etkili yöntem yerli yabancı olayıdır. Her seçim Gölbaşı’nda hartlayan yerli yabancı davası seçime yön veriyor. Bunun tohumlarını  30 yıl önce ekenler şimdi geriden takip ediyorlar. Ondan sonra gelen kuşaklarda aynı geleneği sürdürerek bugünlere gelindi. Ancak, Gölbaşı’nda nüfusun artmasıyla bu tabu yıkılacak gibi…130 bini geçen Gölbaşı nüfusunun çoğu artık yabancı hemşehri guruplarından oluşuyor ki,  2 parti arasında geçecek bir seçimi kesinlikle yabancı memleketli denilen gurubun temsilcisi kazanacaktır.  Bunun farkına varan yerli kesim siyasetçileri de her adayın yerli olması yönünde çaba sarfediyor.  Öyle olunca sonucunda kazanan yine aynı guruba temsil edenler olacaktır.

 

     Aylardan beri birçok insanla görüşüyorum, birçok siyasetçi ile fikir alışverişi yapıyorum bu düşünceler hakim şekilde olup,ilçemizdeki siyasi gelişmeler konusuna böyle bakıyorlar.

 

      Bu söylenenler ve konuşalanları destekleyen de birçok somut olaylar var.  Bunları da burada yazmak istemiyorum ancak kim ki, böyle değil filan, şu bu derse onları da yazarız. Bizim için sorun değil, sonucunda belli bir gurubun siyasette etkili olmasına ben de karşıyım.

 

    Ve halen aklımda cevaplanması gereken birçok sorular var. Yıllardan beri kendi kendime sorup cevabını bulamadığım ya da bir fikrim olupta onu ispatlayamadığım konular var. Bunlar da zaman içerisinde gündeme gelecektir.

 

   Ben inanıyorum ki; Kimsenin yaptığı, ettiği yanına kâr kalmayacaktır. İster ağababasının himayesinde olsun, ister rantiyecilerin ve şantiyecilerin himayesinde olsun, ister dini istismar edenlerin, ister derinden giden etnik ırkçıların yansımalarından olsun. Kimsenin yaptığı kimseye kâr olarak kalmayacaktır. Bunun en büyük örneği de FETÖ hainliğinin ortaya çıkması ve yapılan mücadeledir. Türkiye’de bazı alanlarda  güzel şeylerde oluyor ve birlik ve dirliğimizi sağladığımız sürece de daha güzel şeylerde olacaktır.

 

   Ancak, herkes kendi kapısının önünü de süpürmelidir. Hükümette bu süpürme işini yapacaklara başta seçim mevzuatı, partiler yasası vd. düzenlemelerle hayata geçirmelidir.  Parti tüzüğünü dahi hiç bilmeyen, okumayan…insanların siyaset yapması, siyaset kurumunun ayıbıdır.

 

     Neyise, sözü uzatmayım,  umutlarımızı yitirmeyelim, birliğimizi, dirliğimizi koruyalım gerisinden ne kadar olumsuzluk olursa olsun mutlaka birgün düzelecektir…

 

Selam ve Saygılarımla

Bayram Türkmez

1 Şubat 2018

yorum
*Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görecektir. *Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görmeyecektir.
1 + 2 =  *Gerekli | İşlem Sonucunu Kutuya Yazınız.